Two sides of a coin.
Hatırlıyor
musun bir gün Reese çok hastalanmıştı da Troy, Adonis'i teselli etmişti?
Troy kahkaha atıyorken Kara da
gülümseyerek telefonu açar, karşıdakini dinleyip telefonu Troy’a uzatırken uzun
boylu adam şaşırarak ona baktığında Kara cevaplar
“Adonis..”
Troy iyice kaşlarını çatıp
telefonu alır, kulağına götürürken sorar
“Adonis, hey? Ne oldu-hey
yavaş-hey!”
Kara televizyonun sesini kısarken
Troy koltukta dikleşiyor, dinliyordur, sorar
“Neredesiniz? Tamam-tamam geliyoruz-geliyoruz Adonis-ne? Kara da izin veriyor
tabii ki!”
Troy ona bir bakış attığında Kara
başını sallayınca Troy devam eder
“Sakin ol.. Adonis sakin ol,
hadi-“ Troy fırlamış, anahtarları almaya gidiyorken Kara da açık her şeyi
kapatır, montları çeker, Troy kapıyı açarken konuşur
“Derin nefes al, doktoru görüyor
musun? Tamam.. Derin nefes al ve ver.. Her 50 nefeste bir bana haber ver
Adonis.. Geliyoruz..”
Troy arabaya gelirken Kara
anahtarları onun elinden alır, konuşmaya devam etmesini söylerken Troy ona
karşı sevgiyle dolmuş, onu başından öper ve sonra arabanın diğer tarafına
gider, kapıyı açarken konuşur
“Arabadayız Adonis.. 10 dakika
sonra oradayız.. Nefes al.. Geldiğimizde her şey iyi olacak, Kara her şeyi
halledecek, söz veriyorum.. Nefes al.. Ver..”
Kara bir iki kırmızı ışığı
geçerken radarlar onun plakasını alır ama Kara aldırmadığı belli, daha da hızlanırken Troy uzanarak onun
bacağına elini koyar, genç kadın da elini onun eline indirip sıkarken Troy
Adonis’le konuşmaya devam ediyor, geldiklerini
söyler..
---------
Hastaneye geldiklerinde daha park
etmeden Troy kapıyı açar ve acile giderken Kara da arabayı park etmek için
uzaklaşır, Troy herkesten uzun, Adonis’i gördüğünde oraya koşarken seslenir
“Adonis!”
Adonis duvara dayanmış, yeşil bakışları
boş bir şekilde doktorları izliyorken nefes alıp veriyordur, onu duyunca
dikleşir ve dönerek ona ilerlerken Troy ondan önce ona ulaşır, yakalayarak onu
sımsıkı sararken Adonis elleri onun iki yanında yumruk, sırtını tutar, sıkarak
bir şeyler söylerken Troy onun özür dilediğini biliyor, geçtiğini söyleyerek
onun sırtını sıvazlar, çenesi onun başında, sakinleşmesini bekler..
---------
Kara kalabalığı ittiriyor, onları
bulunca o da Adonis’e dokunur, Adonis onu hissedince ona dönerken sesi kuru,
konuşur
“Özür dilerim, gecenizi bozdum-“
“Saçmalama, gel buraya-“ Kara ona
sarılır, minicik ama güçlü, onun canını yakarken Adonis de iç çekerek onu
tutar, Kara onun sırtını sıvazlarken Troy’a bakarak ‘su’ der, Troy dönerek makinelere giderken Kara slanı kendinden
ayırır, suratını iki eli arasında tutmuş, ona bakarak sorar
“Sen iyi misin? Doğru cevap ver..”
“İyiyim.. İyiyim, ben balık
yemedim..”
Kara şükreder ve onu alnından
öper, o sırada su gelmiş, Kara şişeyi açıp en efendi sesiyle ona içmesini
söylerken Adonis onu şaşırtmaz ve itaat ederek suyu bitirir, Troy onun sırtını
sıvazlıyor, sorar
“Doktor nerede Adonis?”
Adonis çenesiyle gösterir, sonra
acı çeken bir sesle ekler
“Bana bir şey söylemiyorlar..
Akrabası değilim diyorlar, bu hastane slanlığı tanımıyor, bana bir şey söylemiyorlar-“
Kara onu Troy’a bırakır ve dönerek doktorların yanına giderken Adonis
yutkunarak siyah saçlı kadını izler, Kara’nın öfkeli sözlerini anlamaz ama
çıkarttığı yaygara etkili olurken doktorlar dönerek Adonis’e bakar..
---------
“Bay Hayes iyi.. Midesini
temizledik, serumla vitamin ve dengeleyici veriyoruz.. Birkaç saat önce fark
edilseydi seruma gerek bile kalmazdı ama bu da kötü değil..”
Adonis’in yüzü bunu duyunca
kararırken Troy iç çeker, Kara ise sorar
“Ne zaman çıkar? Ne zaman
uyanacak?”
“Muhtemelen sabaha karşı uyanır..
Ve yarın kendini iyi hissederse çıkmaması için bir sebep yok..”
“Tamam.. Teşekkürler doktor..”
Doktor üçüne de başını sallar ve
çıkarken Kara yiyecek bir şeyler almaya çıkar, Troy ise
sessiz, Adonis’e dönerek konuşur
“Yapma, aklından ne geçtiğini
biliyorum-“
“Birkaç saat önce fark etseydim bu
kadar kötü olmazdı-“
“Kötü değil Adonis! Ayrıca fark
edemezdin, mikroskopik gözlerin yoksa.. O kadar da mükemmel değilsin..”
Adonis ona bir bakış atar, Troy
onun acısını görmezlikten gelemezken yatağı göstererek konuşur
“Bak, yaşıyor! Ve senin böyle
olduğunu görse seni azarlardı Adonis-“
“Uyansa da azarlasa..”
Troy iç çekerek ona sarılır,
Adonis güçsüz, ona dayanırken fısıldar
“Hiçbir işe yaramıyorum.. Onu
korumam gerekiyor, onu iyileştirmem gerekiyor.. Gripken zehirli balık yedirdim,
ben nasıl bir slanım!?”
“Adonis lütfen-“
“Ya uyanmazsa? Ya doktorlar her
şeyi kontrol etmedilerse?”
Troy tekrar iç çeker ve onu diğer
tarafa çevirir, en azından adamın efendisiyle göz bağını kesmezken kendi
kendine Kara’ya böyle bir şey olsa ne yapacağını sorar, cevap olarak Adonis’i
daha da sıkarken Kara’nın kapının diğer tarafında onlara baktığını görünce
hafifçe gülümser, Kara da ona gülümser ve sonra koridora giderken Troy
arkadaşını sıkar..
---------
Adonis bütün gece gözünü bile
kırpmamış, Troy’un omzuna dayanmış, geniş adam ona sarılarak onunla birlikte
kanepede oturmuşken Kara üzerlerine birer battaniye örtmüş, kendisi de diğer
iskemleye tünemiş bir şekilde Reese’i beklemişlerken Adonis bir an Kara’ya
bakarak onun üzerini de bir şeyle örtmeleri gerektiğini düşünür, o sırada Reese
konuşur
“Daha toprağa girmeden başka
adamların koynuna mı giriyorsun?”
Adonis onu duyduğu an battaniyeyi
fırlatır ve yatağa giderken Troy irkilerek uyanır, Reese yorgun, yüzü sararmış
ama canlı, ona yaklaşan adama gülümserken Adonis gözleri dolu, uzanarak onun
saçlarını okşar, yüzünü eliyle çizer, sonra eğilerek alnını onun göğsüne
dayarken Reese hafifçe gülümser, ellerinden birini kaldırarak onun ensesine
koyarken fısıldar
“İyiyim.. Gerçekten..”
Adonis başını kaldırır ve ona
bakarken Reese onun gözlerindeki acıyı görüyor, iç çekerek onu kendine çeker ve
yavaşça öper, sonra onu bırakarak konuşur
“Seni suçlamıyorum.. Balığın tadı
garipti, ben sesimi çıkartmadım.. Ve iyiyim.. Sen olmasan ölebilirdim, sen
orada olup bana baktığından buradayım.. Ve yaşıyorum.. Sen olmasan yaşayamazdım
Adonis..”
Adonis derin bir nefes alırken
gözlerini kapatır, birer damla yaş düşerken Reese iç çekerek sorar
“Bütün gece kendini yedi, değil
mi?”
Kara ‘hem de nasıl’ derken bacaklarını çözüyordur, Reese gözleri kapalı
adamı dürterek konuşur
“Dışarı çıktığımda balık için
değil ama kendini yediğin için ceza alacaksın inan..”
Adonis bunun üzerine gülerek
gözlerini açar, sonra yavaşça ve dikkatlice yatağa çıkarken Reese de kayar,
Adonis onun yanında kıvrılmış, başını onun omzuna koyarken Troy ve Kara’nın
çıktıklarını görür, kapı yavaşça kapanırken Adonis eli efendisinin kalbinin
üzerinde, fısıldar
“Reese..”
Reese gözlerini kapatır, dudakları
onun saçlarında, burada olduğunu söylerken Adonis yavaş bir nefesle gevşer,
Reese onun nefeslerini dinlerken bir süre sonra tekrar uykuya dalar..
L’end.