Two sides of a coin.
XI
“Efendi Hayes!” [1]
Reese ona koşturan bir öğrenciye
dönerken genç kız elbisesi içinde en az Inara kadar zarif ve güzel, selam
vererek konuşur
“Efendim, Profesör Adonis 15
dakika kadar geç kalacakmış, iletmemi rica etti..”
Reese ona teşekkür eder, genç kızı
geri yollarken Percha dönem başlangıcının coşkusunu yaşıyor, her yerde çiçekler
açmış, genç kızlar ve delikanlılar oradan oraya gidiyorken Reese kendi
odalarına girer..
Adonis’in odası Reese’in geçen
sene geldiği zamanki kadar göz alıcı, Adonis’in çantası hala kenarda duruyor,
Reese oraya ilerleyerek slanının eşyalarını çıkartmaya ve yerleştirmeye
başlarken yüzünde hafif bir gülümseme, son 2 yılı düşünür..
Üst koloniden yola çıkmış medya
patronu 2 yıl sonra alt koloninin akademisinde slanının eşyalarını yerleştiriyorken Reese bunca zamanda ne kadar
değiştiğini, çevresindekilerin ne kadar geliştiğini, artık bir ailesi olduğunu
fark ettikçe daha da gülümser, ilk gün taktığı bilekliğin yanında Adonis’in ona
kendi isteyerek aldığı bilekliği görünce yavaşça onu tutarak parmakları
arasında çevirir..
Adonis’in bunu ona verdiği günü
hala dün gibi hatırlıyor, her zaman aklındakini rahatlıkla söyleyen, onun
yanında güvende hisseden slanını uzun süre sonra çekingen ve tedirgin gördüğü o
gün Adonis ona kendi aldığı kutuyu uzatmış, başka da bir şey söylememişken
Reese bunun onun için büyük olduğunu bilerek, tek bir kelime dahi söylemeden
bilekliği takmıştır..
Reese onun geçirdiği gelişimle gurur
duyuyor, her minik adım onu mutlulukla gülümsetiyorken körcesine efendisine
bağlılık fikri taşıyan slanı artık olaylara daha farklı bakıyor, genç slanlara
da öyle öğretiyorken Rae artık
ulaşılmaz bir şey değil, Rae artık iki insan arasındaki iletişimken hayat değişiyordur..
Reese çantayla işi bittiğinde
çantayı katlar ve dolaba yerleştirir, o sırada kapı açılıp da profesörü içeri
girerken gülümseyerek ona bakıyor, konuşur
“Geç kaldım, üzgünüm.. Çocuklar
ilk hafta çok problemli oluyor, hele de ilk sınıflar.. Kızlar ailelerini
özlüyorlar, çocuklar kahramanlık yapıyor.. Sıkılmadın değil mi?”
Reese ona uzanan adama gülümsüyor,
sıkılmadığını söylerken ikisi öpüşürler, Reese her zaman doğa gibi kokan
slanının beline kollarını dolarken konuşur
“Yemeğe inmek zorunda mıyız?”
“Sen varken mi? Hayır.. Herkes
nasılsa seks kölen olduğumu düşünüyor..”
Reese gülerek bunu onayladığını
söyler, Adonis de gözlerini devirirken onun kollarından çıkar ve yürüyüp kapıyı
kilitler, ardından ona dönerken Reese onun ince gömleğini altından tutup
çekerek çıkartır, beyaz odanın içinde parlayan slanının göğsüne ellerini
koyarken Adonis onun bir şeyler düşündüğünü anlamış, sorar
“Reese?”
Reese onun gözlerine bakmıyor,
cevap olarak kendi üzerindeki kazağı çıkartır ve onu da geriye bırakırken
Adonis onun kollarına elini koymuş, yavaşça kaslarını tutar, Reese gülümseyerek
onun pantolonunun düğmesini açar, düğmeyi ilmekten geçirmiş, fermuarı çekerek
indirir ve kumaşı eliyle ittirirken Adonis de sessizleşerek ona yardım eder..
Reese kendi pantolonundan da
kurtulmuş, onu yavaş yavaş yatağa yürütürken Adonis kollarını onun boynuna
doluyor, sorar
“Nereden esti efendim? Normalde
geceyi beklersiniz?”
Reese onun efendim kartını uzun
süredir duymamış, gülümseyerek onun çenesini öperken cevap vermemeye devam
eder, ikisi bir saniye sonra büyük yatağa düşerlerken Adonis çıplaklığıyla
rahat, boynunu gererek yatakta geriler, Reese de onun üzerinde onu takip
ederken dudakları birleştiğinde Adonis de susar, ikisi birbirlerine
sarılırlar..
Adonis her zaman canlı bir alev,
her zaman ona karşı hazır, Reese onun vücudunu bir çalgı gibi çalmayı
seviyorken onu kalçasından tutarak çevirir ve pozisyonlarını değiştirip onu
üzerine alırken slanı her duruma uygun, gülümseyerek onun üzerine oturur, Reese
de ona gülümserken Adonis sorar
“Sırtın mı ağrıyor?”
Reese başını iki yana sallar,
ardından komodine uzanarak kas gevşeticisini alır, ona uzatırken Adonis
gülümseyerek konuşur
“Sırtına mı süreceğim?”
Reese gülerken Adonis dizleri
üzerinde dikleşir ve eline sıktığı losyonu arkasına götürürken Reese onu
izliyor, bir an sonra onun bileğine uzanır ve durdururken Adonis kaşlarını
çatarak ne olduğunu sorar, ama cevap olarak efendisi sessiz, onu bileğini
çekerek onun önüne, ardından da kendi aralarına getirirken Adonis anlamaya
çalışır, bir saniye sonra gözleri büyürken şişe elinden yatağa düşer, Adonis
fısıldar
“Reese?”
Reese ona bakıyor, bir şey
söylemezken Adonis eli havada, bir an nefes alamaz, ardından gülerek ona eğilir
ve dudaklarını örterken yağlı elini kenara açar ama diğer eli onun saçlarına
girer, Reese de gülümseyerek onu öperken Adonis çekildiğinde fısıldar
“Emin misin? Ben iyiyim,
gerçekten-“
“’donis..”
Adonis gülümseyerek başını sallar,
sonra onu tekrar öpüp ayrılırken iyi olacağını, canını yakmayacağını söyleyerek
geriler, efendisi onu izlerken onun ellerinin titrediğini fark eder,
gülümseyerek ona güvenirken Adonis onun bacağını öpüyor, gülümser..
“Hey..”
Reese gözlerini açarak ona
baktığında Adonis tepesinde ona gülümser, Reese derin bir nefes daha alır ve
sonra kendini gevşetirken başını sallayınca Adonis hareket eder..
Reese hiç böyle bir şey
hissetmemiş, tüm duyguları yüzünden okunuyorken Adonis onun kulağına konuşuyor,
onunla gurur duyduğunu, bunu yaptığına inanamadığını, onu ne kadar sevdiği
hakkında hiçbir fikri olmadığını fısıldıyorken Reese başını sağdan sola
çevirerek onun dudaklarını yakalayınca Adonis de ona cevap verir..
İkisi bunu daha önce konuşmuşlar,
Adonis ona hiçbir efendisinin gücü ona teslim etmediğini söylemiş, kadın efendilerinin
dahi onu kontrol altında tuttuğunu anlatmışken Reese de hiçbir ilişkisinde
kendini teslim eden taraf olmadığını söyleyince Adonis gülerek ona hiçbir zaman
slan olmayı düşünmemesini tavsiye etmiştir..
Ancak o günden beri Reese bunu
düşünmüş, Adonis’in onun için hiç düşünmeden yaptığı şeyi kendisi yapsa kendini
kime teslim edeceğini bulmaya çalışmışken cevap açık olmuştur..
Adonis onun umduğu gibi bunu şokla
karşılıyorken Reese onun da titrediğini hissediyor, kolları onun boynunda,
ikisi titreyerek öpüşüyorlarken bu belki de en kötü seksleri, en dengesiz, en
ne yaptıklarını bilmedikleri sevişmeleriyken yine de en güzeli, en canlısı ve
en manalısı bu, Reese slanının kendini daha fazla tutamadığını hissederken
elini onun boyunluğuna geçirir, bordo kumaşı sıkarak onu kendine yapıştırırken
Adonis boğuk bir sesle onun üzerine düştüğünde Reese de bir an görüşünü
kaybeder, gözleri kapanırken Adonis’in öpüşü şakağında, gülümser..
Adonis en son elinde kalan renklerden bordo olanı çeker, ona uzatarak mırıldanır
“Bordo.. Ömür boyu birliktelik için..”
Reese onun nezaketle uzattığı bordo boyunluğu eline alırken Adonis konuşur
“Çok nadirdir, bir slan bunu sadece Rae’sini bulduğuna inandığında takar..”
“Rae?”
“Mükemmel efendi.. Onun için.”
THE END
Çok çok çok
zevk alarak yazdığım bir hikaye oldu, tam istediğim gibi oldu. İlk kitapta
yaratmak istediğim evreni yarattım, mantaliteyi açıkladım, ikinci ciltte ise
her şey karakterlerin canlanmasıyla alakalı oldu, gerçekten kendi hayatlarını
kurdular ve ben de keyifle izledim..
Reese de, Adonis de çok büyük aşamalardan
geçtiler, ikisi de değişmeyi hiçbir zaman bırakmayacaklar, öyle düşünüyorum..
Birbirlerine öğretecekleri şey bir ömür boyu sürecek, onların temellerinden
biri bu..
Evren olarak çok güzel bir evren oldu, Kara
ve Troy, Zoe ve Fabian, Colin ve Brad derken çok güzel bir aile yarattık.. Tam
tadında ve yerinde, ana hikayenin bittiği yerde bittik, buradan
sonra eklenti paketi yazacağımdan eminim ama kök hikaye olarak memnun kaldım,
mutlu bitiriyorum..
Teşekkür ediyorum.
Awakencordy
04.10.2009 20:34
14.03.2010 04:31