Two sides of a coin.
Reese onu temizleyen dokunuşlara
gözlerini açarken Adonis yatakta oturuyor, onu siliyordur, Reese yine çatlak
sesle konuşur
“’donis-“ Adonis havluyu bırakıp
ona döner, yanına uzanarak ona bakarken Reese uzanarak onun saçlarını okşar,
sonra yavaşça onu kendine çekerken Adonis gülümseyerek onu öptüğünde Reese de
gülümser, birkaç saniye sonra ayrıldıklarında sorar
“İyi misin?”
Adonis onaylar, cevaplar
“Temizlendim.. Öyle de kalabilirdim,
ama-“
“İyi yapmışsın.. Temizlenmek için
benden izin bekleme..”
Adonis gülümser, onun tarafına
dönerek onu izlerken sorar
“Konuşabilir miyim?”
Reese tek kaşını kaldırırken
Adonis de gülümsüyor, devam eder
“Kara bir şey mi içirdi?”
Reese bununla bir kahkaha
attığında Adonis de gülümser, güçlü adam onu belinden kendine çekerek kendine
yaklaştırırken Adonis de onun kolları arasına girer, Reese elini onun
omurgasından indirirken cevaplar
“Hayır.. Ama bazı şeyler anlam
kazandı..”
“Ne gibi?”
Reese derin bir nefes alarak bir
süre sessiz kalır, parmakları onun belinin oyuğunda gezinirken sonrasında
karanlık odaya bakarak konuşur
“Colin.. Beraber olduğumuzda
slan-efendi gibi davranmıyorduk, ben bilmiyordum, ama çoğu zaman bazı şeyleri
ona söylememi istiyordu, beni okumak için yaptığını söylemişti ama safmışım..”
Adonis bir şey söylemez, beklerken
Reese de onun omzunun gerisini izliyor, devam eder
“Hak etmek gibi bir kavramı
vardı.. Memnuniyet hak etmeden düşmemeliydi, ben onu hak ettiysem o da beni hak
etmeliydi gibi bir mantalitesi vardı..”
Adonis sessiz bir nefes alır,
Reese de başını tekrar ona çevirirken konuşur
“O zamanda bana söylediği ve
yaptırttığı şeyler birleşti diyebilirim..”
“Ben de kısa süreli bir efendilik
yapmışsın diyebilirim..”
“Evet, kazıklandım..”
Adonis gülümser, uzanarak onu
öperken sonra çekilir, sorar
“Daha önce hiç bu kadar efendi olmuş muydun peki?”
“Ne kadar?”
Adonis onun tanınmak istediğini
biliyor, kendi kolunu onun beline dolarken cevaplar
“Olması gerektiği kadar.. Slanına
da dikkat edecek kadar.. Çok iyiydin..”
Reese gülümsemeden edemez, hafifçe
sorar
“Öyle miydim?”
Adonis onaylayıcı bir ses
çıkartır, Reese de cevaplar
“Sen de öyleydin.. Yani.. Olmaman
imkansız zaten..”
Reese onun gülümseyişini duyarken
hak etmeler ya da etmemelerden çok bu konuşmanın daha güzel olduğunu, takdirin
onların arasında daha önemli olduğunu hissederken uzanarak onun çenesini öper,
sonra başını yerleştirirerek konuşur
“Sanırım bunu yapabilirim.. Yani,
bu kadarını.. Yatakta ne istediğini söylemek gibi..”
“Öyle.. En azından yatak kısmı..
Ne istersen yapacağım, bu kadar basit..”
Reese gülümser, sonra sessiz,
sorar
“Zevk alıyor musun?”
“Almıyor gibi miydim?”
Reese bir şey demez, Adonis onun
gülümsemesini dinlerken sonrasında Reese tekrar konuşur
“Belki yavaş yavaş daha iyi
oluruz..”
“Belki..”
Reese derin bir nefes alır,
ardından mırıldanır
“Ben uyuyacağım.. Sen de
istediğini-“
“Ben de.. Uyumasam da
dinleneceğim..”
“Güzel..”
Adonis de memnun bir ses çıkartır,
kıpırdamazken Reese yüzünde hafif bir gülümseme, bu adamı memnun edebildiğine
sevinmiş, gözlerini kapatır..
“Teşekkür ederim.. Ben
ileteceğim..”
Reese kapının kapanmasının sesine
uyanırken yavaşça o tarafa döner, kolunu başının üzerinden atarak o tarafa
bakarken sorar
“Ne oldu?”
Adonis odada ilerliyor, elindeki
kağıdı evirip çeviriyorken onu duyunca başını kaldırır, Reese onun yüzünün
aydınlanmasını izlerken Adonis yürür ve yatağa tırmanır, onun üzerini
kendisiyle örtüp dudaklarını bulurken Reese de memnun bir ses çıkartarak onu çevirir
ve altına alır, konuşur
“Sabah ritüeli olarak bunu
uygulayalım.. Adamda güne kötü başlama diye bir şey olmaz..”
Adonis ona gülümser, uzanarak
tekrar dudaklarını bulurken Reese de onu öper, o sırada elleri çalışıyor, onun
parmaklarındaki kağıdı bulup çeker ve ne olduğuna bakarken Adonis onun
dudaklarını bırakarak konuşur
“Davetiye.. Akşam için..”
Reese kağıdı evirip çevirir, sonra
geriye fırlatır ve tekrar ona eğilirken Adonis gülerek onu kendine çeker..
Reese gömleğini ilikliyorken
Adonis yatağı yapıyordur, kapı vurulduğunda Reese girilmesini söyler, Troy
içeri girerken Reese’e selam verir, Adonis’e bir bakış atar, konuşur
“Günaydın.. Efendim akşam için
davetiye alıp almadığınızı sordu..”
“Aldık.. Neden?”
“Katılacaksanız,-“ Adonis
kendisine uymayan bir sertlikle cevaplar
“Troy.”
Troy dönerek ona bakar, Reese de
kaşlarını çatarken Adonis yine sakinleşmiş, gülümser
“Katılacağız.. Ve efendinin
sorusuna cevabımız da evet..”
Troy bir an Reese’e bakar, sonra
başını sallar ve dönüp çıkarken Reese sorar
“Neyi onayladım?”
Adonis çarşaflara dönüyor,
eğilirken cevaplar
“Hiç.. Beni paylaşmayı..”
Ve örtüyü silkeler, krem rengi
kumaş süzülerek inerken Adonis diğer taraftaki Reese’e bakar..
“Ne demek paylaşmak?”
“Paylaşmak.. Akşam biraz şov
olacak, ritüel gibi-“
“Ritüel.. Paylaşmak.. Adonis yine
farklı lehçeye geçtin..”
Adonis iç çekerek yastığı da
yatağa koyar, sonra ona dönerek konuşur
“Bak, sana bir şey anlattığımda
kafan bulanıklaşıyor.. Ama bir şeyi önüne attığımızda içgüdülerin sana
kelimelerden daha çok yol gösteriyor.. Bana güveniyorsan akşamı bekle, olur
mu?”
Reese pek emin olamasa da başını
sallar, sonra sorar
“Ama istemediğin-“
“İstemediğim bir şey
yapmayacağım.. Söz veriyorum.. İstemediğim bir şey isterlerse, bunu
durdurabilecek yetkin var.. Dikkatinin bende olması yeterli..”
Reese onu izliyor, sorar
“Ve sen rahatsın? Akşam ‘paylaşılacaksın’, ama rahatsın?”
Adonis başını sallar, elleri
belinde, ona bakarken cevaplar
“Davetli listesine baktım, hiçbiri
reddetmeyi düşündüğüm insanlar değiller.. Yetenekli ve ne yaptığını bilen
kişiler.. Fiziksel olarak çekici olmaları da bir artı.. Evet, iyiyim.. Beni
isteyen onlar, bana iyi davranacak olan da onlar, bir nevi iltifat..”
Reese ağzı açık bir şekilde ona
bakarken Adonis gülümser, konuşur
“Farkında değilsin, ama şehir
kaynıyor.. Geri döndüm, uzunca bir süreden sonra geri döndüm, ve akşam partiye
katılacağız.. Elbette bunlar olacaktı..”
“Bana söylesen iyi olurdu-“
“Söyledim, ama o sırada
algılayamadın.. Şimdi bekle, iyi olacak..”
Reese derin bir nefes alır, başka
da bir şey söylemezken Adonis keyifle ona bakar, Reese mırıldanır
“Huzursuzluğum hoşuna gidiyor..”
Adonis inkar etmez, başını
sallarken Reese ona gülümsemeden edemez, sonra mırıldanır
“Hadi, yemek..”
Adonis başını sallayıp yerdeki son
süs yastığını da alır ve yatağa koyar, sonra kapıya giderken Reese sorar
“Ben eğlenecek miyim?”
Adonis ona doğru döner, geri geri
giderken gülümseyerek cevaplar
“Hepsi beni isterken kontrol sende
olacak, akşam senin evine geleceğim.. Ben seninim, diğerleri sadece bakabilir,
unutma..”
Ve kapıyı açar, dönüp çıkarken
Reese suçu içindeki mağara adamına atarak onu takip eder..
Akşam, ana salon..
Yemek sorunsuz bir şekilde sona
ermiş, herkes içkileriyle etrafta dolaşıyorken slanlar ya geride ayakta duruyor,
ya da istenirse sohbetlere katılıyor, Reese şimdiye kadar onu huzursuz edecek
bir şeyle karşılaşmamışken Adonis herkesin ilgisini çekmiş, ondan daha rahatsız
gibi duruyordur..
Reese slanını arkasına almış,
imkanı olsa onu diğer gözlerden koruyacakken Kara’nın usul tıpırtısını kolunda
hissettiğinde ona döner, kalkmış tek bir kaş bulurken cevaplar
“Hepsi atmaca gibi Adonis’i
izliyor..”
“İzlenmeyecek gibi değilsiniz..
Adonis paylaşıma açılmış?”
“Ben açmadım, kendi kendini
açtı..”
Kara gülümser, Adonis’e bir bakış
atarken onları dinlemiyor gibi görünen slanı izler, sonra mırıldanır
“Kuyruğun uzun olduğundan
eminim..”
Reese bu konuda bir yorum
yapmazken tam o anda kibar bir çıngırak çalar, Adonis ve birkaç slan
kıpırdanırken Adonis efendisine döner, Reese o her ne istiyorsa başını
sallarken Adonis dönerek uzaklaşır, Reese kalabalığın ortasında kalmış, iç
çekerek içkisini diker..
Reese balo salonunun ortasında
kurulmuş pisti izliyorken uzun siyah saçları olan, üzerinde ince bir elbise
olan bir kadın piste çıkar ve saçlarını geriye savurur, Reese onun boynundaki
siyah boyunluğu görürken Kara kulağına fısıldar
“Ella.. Lord Cartell’in slanı..
Çok elastik ve tutkuludur..”
“Hepinizin onun her yerini
gördüğünden eminim..”
“Sen de göreceksin.. Bu bir sanat
Reese, Ella vücudunu kullanıyor..”
Reese göreceğini mırıldanırken
piste bir adam çıkar, eğilerek Ella’nın dudaklarını örterken Reese kaşlarını
kaldırdığında Kara mırıldanır
“Lord değil.. Bir slanın farklı
efendileri tanıması onun için çoğu zaman daha iyi olur, farkları gördükçe ayırt
etmeyi öğrenirler.. Akşam kime döneceklerini seçmeleri de önemli tabii.. Ella
şu anda isterse anlaşmasını bu adamla değiştirebilir..”
Reese bunu duyunca ona dönerken
sorar
“Adonis?”
“Adonis’i de kime verdiysen-“
“Ben vermedim!”
“O kiminle anlaştıysa, isterse gece onunla ayrılabilir..”
Reese nefesini dışarı vererek
tekrar piste döndüğünde Ella’yı başını geri bırakmış, saçları beline iniyor,
bileklerini arkasında birleştirir bulurken onunla oynayan adam ona bir şey
söylediğinde Ella yavaşça iskemleye oturur, açılan biçimli bacaklarda Reese
itaati görürken mırıldanır
“Adonis’e ya kötü bir şey
yaparsa?”
“Durdurabilirsin.. Slanın her
zaman senin, senden çıkana kadar.. Adonis sana güvenerek kendini tanımadığı
birine bırakacak..”
“Bundan alacağı zevkin ne olduğunu bana tekrar söyler misin?”
Kara iç çekerken Troy arkalarında,
usulca mırıldanır
“Adonis üzerine düşenleri
yapıyor..”
Reese dönerek ondan uzun adama
bakınca Troy sakin, pisti izliyor, açıklar
“O bir slan, yüksek rütbeli bir
slan.. Diğer slanlara slanlığın nasıl olduğunu gösterme fırsatı olduğunda bunu
kullanması gerekiyor.. Diğer
efendilere nasıl efendi olunacağını gösteriyor, efendi-slan ilişkisini
gösteriyor, ayrıca elbette kendisi için reklam pazarı da oluşturuyor.. Şov iyi
giderse zevk alacağı da kuşkusuz..”
Reese homurdanırken Ella’nın
başındaki adam tüm erkek milletinin tanıdığı bir ses çıkarttığında izleyenler
alkışlar, Reese de herifin boşalmasını tebrik eden ahaliyi izlerken gözlerini
devirerek bir garson arar ama Troy ondan önce davranıp onun kadehini alır ve
uzaklaşınca Reese mırıldanır
“Ben de seninkini alacağım..”
“Sakinleşeceksen senin olsun..
Adonis geliyor..”
Reese viski isterken Troy gelir,
Reese bardağındakileri devirip ortaya çıkan slanını izlerken dudaklarını
ıslatır..
Adonis her zamanki gibi yakışıklı
ve mükemmel görünüyor, Reese göğsünün sıkıştığını hissederken slanı ona bakmaz,
kendi önüne dönerek başını dikleştirirken Reese yanındaki Kara’nın aldığı hafif
nefesi duyar, kendisi de bir nefes alır..
Adonis adını taşıdığı efsaneler
gibi duruyorken kalabalığın arasından bir kadın yürür ve basamakları tırmanır,
Kara onun kim olduğunu gördüğünde nefesinin altından küfrederken Reese ona
döner, Kara açıklar
“Leydi Denna.. İnanılmaz ünlü bir
efendidir, Adonis’in eski efendilerinden, ikisi efsaneydiler..”
Reese’in bakışları tekrar piste
döndüğünde Leydi Denna’yı incelerken bulduğu manzara yutkunmasına sebep olur..
Pistte en az Adonis kadar güzel
bir kadın var, duruşu kusursuz, sarı saçları ince ve uzun bir kuyrukla sırtına
düşüyor, üzerindeki koyu bordo, vücuduna yapışan kıyafet kusursuzluğunu
çiziyorken Kara fısıldar
“Leydi Denna kendi zevkini
slanının itaatinden alır, sert geçecek, hazır ol..”
Reese tekrar yutkunurken Leydi
Denna parmak ucunu karşısında duran slanın çenesine dokundururken kat’i
sessizlikte usulca sorar
“Adonis? İznin var mı?”
Adonis sakin, Reese onda farklı
bir yüzü, gerçek Adonis’i görüyorken slanı cevaplar
“Var Leydi Denna..”
“Bana bir kelime ver..”
“Rulet..”
Denna bunu duyduğunda gülümser,
Adonis’in bakışları da bir an onu bulurken sonra yine önüne döner, Denna
fısıldar
“Rulet.. Pekala.. Yere in slan..”
Adonis onun önünde yere çökerken
Reese onun zarifliğiyle nefes alır, Denna elini onun saçlarına sokar ve sıkarak
başı geriye yatırırken Adonis boynunu ona açar, Reese onun olana dokunan kadını
izliyor, bir şey yapamıyorken Denna serbest elinin parmaklarını onun teninde
gezdirir, mırıldanır
“Güneşlenmişsin Adonis..”
Adonis bir şey söylemez, Reese o
an kadını incitmek isterken Leydi Denna onu duymuş gibi memnun, konuşur
“Yere, dizlerin ve ellerin
üzerinde.. Belini oy, ağırlığını bel oyuğuna ver.. Uzun süredir görüşmüyoruz
slan, dayanıklılığını görelim..”
Adonis zevk alırcasına başını
çevirerek ondan kurtarır, dudakları onun başını tutan elin bileğini öper,
ardından dönerek yerde dizleri ve elleri üzerinde dururken belini
oyuklaştırır..
Leydi Denna onun etrafında
dönüyorken tüm salon sessiz, topukların sesi netlikle duyulurken Leydi’nin
cildi pürüzsüz, mavi bakışları okunmuyor, ifadesi sertken sesi net, konuşur
“Daha da oy.. Bundan daha iyisini
yapabileceğini ikimiz de biliyoruz..”
Adonis cevap olarak belini daha da
oyuklaştırırken Reese yüzünü buruşturur, ama slanı rahat görünüyor, bir şey
söylemezken Denna parmak uçlarını onun bel oyuğundan geçirir, memnun kalmışken
mırıldanır
“Ellerin arkaya..”
Adonis bir an zorlansa da ellerini
belinde birleştirince Leydi Denna önünden geçtiği iskemleden aldığı iplerle
onun bileklerini önce birbirine, ardından da beline bağlar, eğilmiş, onun
karnının altından geçirdiği iple onu sıkarken gülümseyerek sorar
“Hoşuna mı gitti slan?”
Adonis bir cevap verir ama kimse
duymazken Leydi Denna sertçe onu ittirir, Adonis alnının yere bastırarak
dengesini bulmaya çalışırken cevaplar
“Evet Leydim..”
Denna ‘hmm’lar, iplere asılarak
onu çekerken Adonis dizleri üzerinde dikleşmek konusunda zorlanır ama başarır,
Denna onun önüne geçerken konuşur
“Ayağa kalk..”
Adonis bir an ona bakar, ama sonra
yavaş hareketlerle ayağa kalkmaya başlarken denge zor ama slan başarılı, birkaç
saniye sonra ayağa kalkarken Denna ona ilerleyip onun pantolonunu açar, hızla
indirir ve çıkmasını söylerken Adonis çıplak, söylediği gibi bağlanmak hoşuna
gitmiş görünüyorken Reese boş bardağı Troy’a uzatır..
Adonis pistin ortasında duruyorken
Leydi Denna tavandan sarkıttığı bir ipin ucunu Adonis’in boynundan geçirdiğinde
Reese bir adım atar ama Kara onu kolundan yakalarken konuşur
“Denna bağlama konusunda uzmandır,
vücudun her kıvrımını bilir.. Senden daha iyi olduğundan eminim, Adonis’e zarar
vermez-“
“Her yanını bağlıyor-“
“Ve Adonis de karşı çıkmıyor..”
Reese sessiz kalır, izlemeye devam
ederken Leydi Denna onun ağzını açmasını söyler, Adonis minik siyah bir şeyi
emerken kalabalıktan birileri titrek bir nefes alır, Leydi Denna konuşur
“İzleyenleri duyuyor musun Adonis?
Hepsi bundan zevk alıyor..”
Adonis sakin, cevap vermezken
siyah şey ağzından çekilince cevaplar
“Duyuyorum.. Hepsi zevk almıyor..”
Leydi sırıtır, onun çene kemiğini
hafifçe ısırırken Adonis de gözlerini kapatır ve başını geri bırakır, Leydi
Denna herkesin önünde onu öper, şu anda onun sahibi olduğunu hepsine
gösterirken diğer elinde tuttuğu ipi çeker, çektiğinde Adonis’in boynunu tutan
ip daha da gerilirken topluca bir nefes alma duyulur, Leydi konuşur
“Arzuluyken beyne daha fazla kan
gider.. Ve bunu engellersen yaşayacağın doyumun daha fazla olduğunu hepimiz
biliriz, değil mi Adonis?”
Adonis titrek bir ‘evet’le cevaplarken yüzü kızarıyor, ama
sesindeki titreme zevkini gösteriyorken Leydi ipi gevşettiğinde Adonis büyük
bir nefes alır, o anda Leydi’nin diğer eli onun kalçasının arkasına gider,
Adonis bir saniye sonra irkilerek zıplarken Denna diğer eliyle onun kalçasını
tokatladığında Adonis özür diler..
Denna elindeki siyah tıpayı onun
arkasına takmış, eli boş olarak onun önüne gelir ve sonra iskemleden bir alet
alırken herkese göstererek tuşa basarken Adonis kasıldığında hepsi aletin ne
işe yaradığını anlar..
Adonis gözlerini kırpıştırarak
tavana bakarken dudaklarından bir ‘lütfen’ döküldüğünde Denna kendini onun
sertliğine bastırır, slanın boğazından kopan inleme neredeyse tüm kadınları
kıpkırmızı ederken Reese de ateş bastığını hisseder, o anda silkinerek kendini
toparlamaya çalışır ama Denna kadife sesiyle konuşur
“Bu elbise çok pahalı Adonis..
Kirlenmesini istemiyorum..”
Adonis’ten çıkan kırık itiraz
Denna’yı etkilemez, emir ortada dururken Adonis kasları kasılıyor, iplere
asılmış bedeni zorlukla duruyorken birkaç saniye sessizlikle geçer, ardından
slan kontrolünü geri kazanmış, gözlerini açarak ona bakarken Denna slanın
önünden çekildiğinde artık sert olmayan penisi gösterince Reese gözleri
büyümeden edemez, Kara yanında alkışlamaya başlarken bir an sonra bütün salon
alkışlar, Reese bile adamın iradesini takdir ederken tanrıçalar kadar güzel ve
uyarıcı kadın dönerek tekrar Adonis’e kendini dayar..
Adonis zayıf bir ses çıkartarak
önündeki kadına bakarken Denna gülümsüyor, konuşur
“Düşündüm de.. Boşver gitsin..”
Adonis bir an gülümsediğinde en
çok o Reese’i deli ederken Denna elindeki kumandayı en üst seviyeye
çıkarttığında Adonis sendeler, ipi tavandan çekiliyor, slan nefessiz kalırken
tüm vücudu kasılır, Denna kendini ona dayamış, kulağına bir şeyler söylüyorken
Adonis’in gözleri bir anda açılır, kalabalığın içinde dolaşırken yeşil bakışlar
yanıyor, Reese’i bulduğunda ona bakar..
Slan titriyor, her an parçalanacak
gibi duruyorken Denna onu her saniye daha da zorluyordur, Reese başını
salladığında Adonis gözlerini kapatarak başını geriye bırakır, elbiseyi
kirletirken Denna onun ipini yavaşça gevşetir, kumandayı yavaşça kapatır,
elleri onun başının arkasında, çok iyi olduğunu söyleyerek onu yavaşça yere
oturturken Adonis titriyor, bir şeyler söylüyor, başını onun şakağına dayarken
Denna onun ensesini sıkarak onunla konuşur, şov biterken Reese daha fazla dayanamayarak
yanlarına fırlar..
“Geçti tatlım.. Geçti Adonis..
Şişşt.. Gevşe hadi..”
Adonis sessiz, yutkunuyorken
kirpikleri titreşiyor, başını ondan çeker, iki yana sallayarak ondan gerilerken
Denna konuşur
“Adonis, bana bak.”
Adonis gözlerini açarak ona
baktığında Denna ondaki bilinci ölçüyor gibidir, o anda yanlarına çöken adamla
irkilerek ona dönerken Adonis onu hissettiği an ona döner, başı onun boynuna
saklanarak ona dayanırken ondan daha yaşlı ve büyük adam onu sarmalar,
geçtiğini söyleyerek başını öperken Denna onun hareketlerindeki sevgiyi
yakalamış, ikisini inceler..
Adonis gözlerini tamamen kapatmış,
gevşemişken elleri hala arkasında bağlı, adam da fark etmiş, dizleri üzerinde
dikleşirken arka cebinden bir çakı çıkartır, çevirerek açarken Denna onun
elinden yakalar ve ipleri keser, adam ona bir bakış atarken Denna gülümseyerek
birkaç dakika önceki hükmediciliğinden eser olmadan, kibarca sorar
“Efendi Hayes?”
Adam başını sallarken Adonis
bileklerini kendi önüne almış, içlerini ovuyor, konuşur
“Ree-Reese Hayes.. Denna Knight..”
Denna gülümserken ona bakar,
cevaplar
“Hala hatırlıyor..”
Adonis yorgun bir gülüşle
efendisine dayanırken Reese mırıldanır
“Tanıştığımıza sevindim, ama
uyuması gereken bir slanım var..”
“Elbette.. Adonis, bana bak..”
Adonis gözlerini açtığında Denna
tüm ilgisi onda, ona bakarak konuşur
“İstediğim her şeyi yaptın ve ikimizi de mutlu ettin.. Şimdi gidip uyumanı ve dinlenmeni istiyorum, tamam
mı?”
Adonis başını sallayınca Denna ona
gülümser, sonra Reese’a kibar bir gülümseyişle kalkarken elbisesinin üzerindeki
eteği çözerek yere savurur, içinden daha kısa ve yine muhteşem bir etek çıkınca
Denna dönerek uzaklaşırken Hayes kollarındaki mayışmış slana döner..
İkisi odaya girerken Troy
kollarındaki adamı nereye yatıracağına bakar, Reese yatağın üzerindeki
katlanmış kıyafetleri onlara aldırmadan kenara atarken Troy Adonis’i yatırır,
Kara geride sorar
“İstediğiniz bir şey var mı
Reese?”
“Yok, teşekkürler.. Teşekkürler
Troy..”
Troy bir şey söylemez, efendisiyle
birlikte çıkarken Adonis yorgun görünüyor, yatakta başını efendisinin tarafına
çevirerek sorar
“Hayes?”
Reese yatağa tırmanıyor, onun
yanına çökerken cevaplar
“Buradayım.. Hey..”
Adonis ona gülümserken keyifli
duruyor, konuşur
“Fena değildim, ne dersin?”
Reese de gülerken şaşkın, onun
saçlarını okşayarak cevaplar
“Değildin.. İyi misin?”
“Evet.. Yorgunum.. Uzun süredir
şov yapmıyordum, William yasaklamıştı..”
Reese bunun üzerine gözlerini
kapatır, sonra açarken Adonis onu izliyor, konuşur
“William beni buraya getirmezdi, o
yüzden problem olmadı.. Hallettim Hayes.. Sen nasılsın?”
Reese nasıl olduğunu bilmiyor,
cevap vermezken onun pantolonunu çözmeye başlar, Adonis yavaşça kalçasını
kaldırarak ona izin verirken sesi uykulu, konuşur
“Yapmana gerek yok-“
“Susar mısın?”
Adonis şaşkın, susarak ona
bakarken Reese gece ışığında parlayan iki yeşil dünyaya bakıyor, ardından
sessizce tekrar işine dönerken Denna’yı ve dokunuşlarını kafasından atmaya
çalışır..
Adonis’in teninde iplerin
kızarıklıkları var, Reese dönerek banyoya gider ve birkaç saniye sonra bir
kremle dönerken uyuyakalmış slanının görüntüsü onu şaşırtmaz, Reese yatağa
çıkarak işine devam eder..
Adonis gözlerini araladığında
sabah olduğunu fark ederken bir an dün geceyi hatırlayamaz, yeşil gözleri hızla
açıldığında onu kavrayan kollar da kasılırken Adonis efendisini görünce gevşer,
o sırada Reese konuşur
“Günaydın..”
Adonis ondan sonra uyanmış,
bakışlarını indirirken cevaplar
“Günaydın..”
Güçlü slan vücudunu dinliyor,
kaslarının yorgunluğu ona dün geceyi hatırlatırken yeşil bakışlar efendisine
kalkar, Reese sorar
“Nasılsın?”
“İyiyim efendim.. Bir şey istiyor
musunuz?”
Reese gözlerini devirdiğinde
Adonis onun neyden memnun olmadığını anlamaya çalışır, kalçasını
kıpırdattığında onun uyarılmış dahi olmadığını hissederken kalbi ağırlaşıyor,
sorar
“Kahvaltı? Banyo?”
“Sus.. Ve beni dinle..”
Adonis susar, ona bakarken Reese
onu kolları arasında tutuyor, Adonis uzunca bir süredir böyle yatıyorsa onun
kolundaki kan dolaşımını çoktan engellemiş olmalı, kıpırdamaya çalışırken Reese
izin vermez, o sırada konuşur
“Dün gece gördüklerim evet bir
nebze seksi ve uyarıcıydı, ayrıca Denna sana emrettiğinde bütün duygularından
arınabilmen olağanüstüydü, beni hayran bıraktın..”
Adonis sessiz, yutkunurken başını
sallar, hemen hemen herkesi etkileyen iradesinin onu da etkilemesine
şaşırmazken Reese ona bakarak devam eder
“Ama bir daha elimden geldiği
sürece bunu tekrar yaşamayacağım.. Dün kontrol bende değildi Adonis, Denna iplerini çekiyordu-“
“Leydi Denna mükemmel bir efendidir-“
“Olabilir, ama senin efendin benim,
değil mi?”
Adonis bunu duyunca susarken Reese
ona bakıyor, konuşur
“İstese seni öldürebilirdi.. Beyin
kanaması bile geçirebilirdin-bana öyle
bakmayı kes, Denna’nın bu konuda deneyimli olduğunu ben de biliyorum, ama
seni başkasının kontrolüne bırakmak beni zorladı Adonis..”
Adonis ne düşünmesi gerektiğini
bilemezken bu adamın farklı yerlerde ona farklı gelen tepkileri onu şaşırtmaya
devam ediyor, Reese onun gözlerine bakarak konuşur
“Beni anlamadığını görebiliyorum..
Ama şu an beni anlayıp anlamaman pek de umrumda değil.. Bir daha sağlığına
zarar verebilecek oyunların oynanacağı şeylerde bana önceden haber verip beni
uyaracak ve kararı bana bırakacaksın,
anlaşıldı mı? Görünen o ki, sen kendin için bu konuda karar alamıyorsun..”
Adonis’in kaşları bunu duyunca
çatılırken Reese de anlamış, cevaplar
“Evet, elbette karar aldın, ne kadar zevk aldığını da gördük.. Ama
boğazından ip geçirilmesi hoşuma gitmedi.. Hepimizin hoşlanmadığı şeyler var,
senin yok mu?”
Adonis sessiz, ufak bir sesle
mırıldanırken onun boynuna bakar
“Kırbaç..”
“Ben de kırbaç sevmem.. O zaman
kırbaçlardan ve boyna dolanan iplerden uzak duruyoruz, tamam mı?”
Adonis bakışlarını eğerek başını
sallar, bir süre sonra Reese mırıldanır
“Hem, illa o kadar asfeksi[1]
yaratacak şeyler yapmak istiyorsan benimle savaşabileceğin şeyler yapabiliriz..
Elimi itebilirsin, ama bir ipten kaçamazsın Adonis..”
Adonis onun endişeli bakışlarını
bulduğunda onun düşüncelerine gülümser, sonra yavaşça ona uzanırken Reese de
anlaştıklarını onun dudaklarından hisseder, birkaç saniye sonra geri çekilerek
konuşur
“Cevap ver..”
“Tamam.. Ama beni asfeksi
uyarmıyor.. Yani, elbette güzel, ama olmasa da olur..”
“Güzel.. Dün gece en çok neyden
hoşlandın?”
Adonis bunu duymayı beklemiyor,
bir anda ateş basarken Reese ilgiyle kaşlarını kaldırır, sorar
“Adonis? Dün geceden sonra
utanacağın bir şey olamaz, söyle.. Bağlanmak mı? Titreşimli tıpa mı? Hangisi?”
Adonis hala cevap vermemiş, başını
onun göğsüne eğmişken Reese onu dürtüklediğinde Adonis bir şeyler mırıldanır
ama efendisi yakalayamaz, iyice dürttüğünde Adonis başını kaldırarak cevaplar
“Beni izliyordunuz efendim.. Leydi
Denna sahibim gibi davranıyordu ve siz beni izliyordunuz, Leydi Denna benim
vücudumu çok iyi bilse de siz oradaydınız ve izliyordunuz..”
Reese şu dakikada tekrar ‘siz’ olmaya aldırmayacak kadar şaşkınken
Adonis kıpkırmızı olmuştur, Reese sessizce dudaklarını ıslatır, ardından onu
hafifçe sallarken Adonis başını kaldırarak ona bakınca Reese konuşur
“Pekala.. Gururum okşandı..”
Adonis zayıf bir ses çıkartırken
kendininkinin aşağıda olduğunu hatırlatınca Reese onu çevirerek altına alır,
Adonis nefesi kesilirken gözlerini açtığında Reese ona bakarak fısıldar
“Hey..”
Adonis başını sallar, yutkunurken
Reese konuşur
“İzlerin gitmiş..”
Adonis başını eğerek karnına
bakar, sonra bileklerini kontrol ederken burnuna götürdüğünde aldığı kokuyla
kaşlarını çatar, sorar
“Beni kremledin mi?”
“Evet.. Tekrar pürüzsüz ol diye..
Çillere takıyorsun ama halat izlerini seviyorsun-“
“Sevmiyorum, yani, sahibimden
olmadıkça..”
Reese içinde kabaran bir şeyle ona eğilir ve dudaklarının
üzerinde dururken konuşur
“Adonis, şu anda seni çevirip
seninle yatmak istiyorum..”
Adonis’in yeşil gözleri kocaman
olurken bir an sesi çıkmaz, ardından cevaplar
“Yapabilirsin..”
“Yapabilirim.. Ama yapmayacağım..”
Adonis kaşlarını çattığında Reese
avuçlarının kaşındığını hissediyor, şu anda kendini ona bastırmamak için irade
sergiliyorken mırıldanır
“Hala o kadının kokusu üzerinde..
Böyleyken seninle birlikte olamam.. Bir gece için başkasını tercih ettin, ayık
kalsan belki eve onunla giderdin-“
“Hayır! Hayır, ben sadece
göstermek istedim, diğerlerinin istediğini yaptım, böylece bizi rahat
bırakacaklardı, Leydi Denna ile gitmeyecektim, gerçekten-“
“Tamam.. Git temizlen, yine
üzerinde sadece benim kokum olsun.. Hadi..”
Adonis onun açtığı boşluktan
fırlar ve banyoya gider, Reese de derin bir nefes alarak yataktan kalkarken bir
an sonra boynuna dolanan kolla aşağı eğilir..
Adonis onun dudaklarına saldırmış,
sertçe onu öperken Reese beyninin durduğunu hisseder, güçlü adam bir an sonra
ondan kurtulup geldiği gibi rüzgarcasına banyoya yok olurken Reese sendeleyerek
gözlerini kırpıştırır..
Reese makinenin önünde duruyor,
Galaktik Net Bağlantısı’nın bağlanmasını bekliyorken Adonis’e not bırakmış,
adama bir şeyler yemesini de emretmişken önünde açılan ekran nereye bağlanmak
istediğini sorar, Reese evini bulmaya çalışırken yanına gelen biri konuşur
“Bir sonraki katmandan üst
koloniye bağlantıyı seçebilirsiniz..”
Reese başını çevirdiğinde Colin’i
görürken siyah saçlı adam uzanarak makineye dokunur, birkaç menü sonrasında
Reese’in sistemi görünürken Reese mırıldanır
“Yollar hala kapalı mı?”
“Kısa sürede açılacağı
söyleniyor.. Dönüşünüzü neyle yapacaksınız, rezervasyon yapabiliriz..”
Reese iç çekerken ulaşımı kapatır,
sonra ona dönerken konuşur
“Colin, inan seninle alakası yok..
Adonis’i almasaydım öldürülecekti..”
Mavi gözler ekrana bakıyor, bir an
kaşlar çatılırken Reese ona bakarak devam eder
“İkimiz de Lenox’taki patlamadan
kıl payı kurtulduk, ben efendi oldum o da slan..”
“Adonis gerçek bir slan..”
“Biliyorum.. Bana bakacak mısın?”
Colin bakışlarını ona
döndürdüğünde Reese üzüntüyü yakalarken konuşur
“İnan düşüncelerim farklı değil..
Adonis’in boynunu kopartmama sık sık şu kadar kalıyor, slanları hala anlamıyorum.. Ama bu yüzden birinin
öldürülmesine göz yumamazdım..”
Colin’in ifadesi bunu duyunca
yumuşarken Reese ona gülümser, o sırada meydana açılan ve onların odasının
olduğu taraftan Adonis inerken Reese onu görünce konuşur
“Adonis, gel..”
Adonis bir an sırtı dönük Colin’e
bakar, ama yine de yürürken Reese onu belinden tutarak diğer adama döndürür,
konuşur
“Gerçekten tanışın.. Colin,
Adonis.. Adonis, Colin..”
Adonis kibarlıkla gülümserken
elini uzatır, Colin de onun elini sıkarken konuşur
“Efendilerin arasından en iyisinin
bu olacağından eminim Slan Adonis.. Şanslısın..”
Reese gözlerini devirerek bir şey
söyleyecekken Adonis sakin, cevaplar
“Farkındayım Slan Colin.. Tahmin
ettiğiniz gibi efendim oldukça iyi, onu bırakmaya da niyetim yok.. Elimden
geldiğince yanında olacağım..”
Reese bunu duyunca kaşlarını
kaldırır ama sonra hemen indirir ve sakin bir ifade verirken Colin şaşırmış
durmuyordur, konuşur
“Dün geceki performansınızı
izledim, Leydi Denna ile olan elektriğiniz hala eskisi gibi.. Kont Duncan bu
konuda ne diyor, merak ediyorum doğrusu..”
Reese elinin altındaki belin
kasıldığını hisseder ama Adonis sakin görünürken cevaplar
“Kont Duncan ile yıllardır temas
içerisinde değilim, ancak görürseniz saygılarımı iletebilirsiniz.. Leydi Denna
ile olan elektriği sağlamak ise
uzunca süren bir deneyimin sonucu.. Belki
bir gün siz de aynı deneyime ve yeteneğe ulaşırsınız..”
Reese neler döndüğünü bilmiyor ama
kendini bir slan savaşının ortasında bulmuşken gülerek konuşur
“Pekala, CV’lerinizi dökmeden
önce, aç olan var mı?”
“Siz açsınız efendim.. Kahvaltı
için güzel bir yer biliyorum..”
“Güzel.. Colin?”
Adonis şiddetle Colin’e döndüğünde
Reese şaşkına dönerken Colin ondan önce mesajı okumuş olacak, gülümseyerek
cevaplar
“Teşekkür ederim ama reddetmek
zorundayım Reese.. Yeni bir konvoy
geliyor, onlarla ilgileneceğim..”
Ve Adonis’e selam verir, sonra
dönerek uzaklaşırken Reese onun gidişini izliyor, mırıldanır
“Havlayıp kuyruğunu sallayarak
etrafımda dönseydin daha az sahiplenici olurdun..”
Adonis cevap vermez, restoranın
şurada olduğunu işaret ederken Reese sessiz, onunla birlikte yürür..
Reese şehrin üzerine gelen gemiye
bakıyorken Adonis ona içecek alıyordur ki Reese sorar
“Leydi Denna.. Herkes ondan
kraliçe gibi bahsediyor..”
“Öyle gibidir.. Çok yetenekli bir
efendidir, slanları eğitmek konusunda kitapları, tezleri ve çalışmaları
vardır.. Onun eğittiklerinden değil de, şahsi slanlarından biri olduğum için
çok şanslıyım, beni kıskanan milyonlarca slan var..”
Reese onca şeyin geçilip de bunun kıskanılmasına karşılık ketçap
sıkarken Adonis de kendi yemeğiyle ilgileniyor, devam eder
“Çok efendim oldu Hayes, ve
birçoğu efsanevi isimler.. Tarihçemin geçtiği hemen hemen her yerde anlamadığın
bürokrasiler dönecek..”
“O kadarını anladım.. O kadar
efsanenin ortasında bir çömeze düşmek kariyerini ne hale getiriyor?”
Adonis bunun üzerine gülerek
suyuna uzanır, ona bakarken cevaplar
“Kariyerimi düşünmeme gerek
olmayacak kadar yukarıdayım, inan.. Beni batıramazsın..”
“O kadar emin olma.. Önünde diz
çöküp beni beslemeni istersem ne olacak?”
Adonis bir kahkaha attığında
çevredekiler onlara bakar, Reese de gülümserken Adonis toparlanıyor, şöyle bir
etrafa bakar, ama gülümseyişi gerçek, silinmezken konuşur
“Birkaç leydi ve madamın kalp
krizi geçirmesine sebep olabilirsin.. Ama gerisinde ben ‘efendimin fantazisi’ dediğimde ben kazanırım..”
Reese sahte bir şokla ona bakarken
kaşını kaldırır, Adonis gülümseyerek eliyle ona sahneyi sunarken Reese sorar
“Buraya gelmeden önce ‘gelenekler ve tavırlar’ diye deliren
manyak ne oldu?”
“İşine geldiğinde en güzelinden
bir efendisi olduğunu öğrenince rahatladı..”
Reese onun doğallıkla verdiği
cevaba, şu anda gülümseyen ve halinden memnun gibi duran ifadesine bakarken gerçek
Adonis’in, rahat Adonis’in, William’ın
Adonis’inin bu adam olup olmadığını
merak eder, sonra sırf o ifade için gururu boşverir ve iskemlesinden kalkıp
yere çökerken çevrede bazı sesler duyulur, Adonis ise gülümsüyor, ona dönerken
sorar
“Efendim?”
Reese sırıtıyor, başını yukarı
kaldırır ve ağzını açarken geride şokla dolmuş sesler ve fısıltılar duyar, ama
Adonis gayet ciddi, elindeki patatesi hafifçe emer, sonra onun ağzına bırakır
ve parmağının ucuyla çenesini kapatırken Reese patatesini çiğner..
Adonis uzanarak bir dilim de
peynir çeker, onun dudaklarına bırakırken Reese yavaşça dudaklarını
araladığında dilim içeri girerken Adonis onun bakışlarını yakalar, Reese
gerideki sessizliği duyarken birkaç saniye sonra kadeh dudaklarına dokunur,
Reese soğuk suyu yutarken ardından slanı ona eğilip dudaklarını örttüğünde
Reese de dikleşerek elini onun saçlarına sokar..
Reese iskemlesine geri dönmüş,
camın gerisindeki meydanı izliyorken Adonis de sessizce tatlısını yiyordur,
Reese bir süre sonra konuşur
“Kapılar yakın zamanda
açılacakmış..”
Adonis’in yeşil bakışları bunu
duyunca ona çıkarken Reese de kadehini masaya bırakır, Adonis sorar
“Nasıl döneceğiz? Marr’ın numarası
hala bizde..”
“Onu kullanabiliriz, yakınlarda
olduğunu düşünüyorum.. Tabii ekspres bir araç bulabilirsem daha iyi..”
Adonis başını sallar, o sırada
restoranın kapıları açılır ve içeri slanlar girerken başlar oraya döner, asker
slanların açtığı yoldan sarışın bir adam girerken Adonis hızla önüne döner,
Reese’e bakarak konuşur
“İfadene hakim ol ve sakın
terbiyesizlik yapma-“
“Niye?”
“Adonis!”
Adonis sesi duyunca ona döner,
gülümseyerek kalkarken cevaplar
“Majesteleri.. Sizi görmek büyük
şeref..”
Reese şaşkınlıkla ‘Majesteleri’ne bakarken ondan en az 5-6
yaş genç sarışın adam mutlulukla Adonis’in sırtını gümbürdetince Reese de ayağa
kalkma ihtiyacı duyar..
“Majeste, efendimle tanışın..
Reese Hayes..”
Majeste ilgisini Reese’e
döndürdüğünde Reese bir an karşısındaki gözlerin maviliğiyle şaşkına döner,
sarışın ve mavi gözlü adam da onu hızlıca baştan aşağı süzer, sonra kararını
vererek sorar
“William ne oldu?”
“Lenox saldırısında öldürüldü..”
Brad bunu duyunca hızla ona
dönerken Adonis başını sallar, sarışın adam afallamış, bir an kelimelerini
bulamazken ardından konuşur
“Üzüldüm Adonis.. William iyi bir
adamdı..”
Adonis onaylar, ardından devam
eder
“Efendim, Majesteleri Prens III.
Bradley-“
“Brad.. Bradley’i sadece babam kullanıyor..”
Reese bir şey söylemezken Adonis
nazik, konuşur
“Majesteleri ile tanışıklığımız
çok önceye dayanıyor-“
“Evet, ben daha at üzerinde
duramazken Adonis saraylarda geziyordu.. Yine teklif etsem ne derdin Adonis?”
Adonis gülümseyişi gerçek, gözleri
parlıyorken cevaplar
“Hayır derdim Majeste.. Hala o
adam olamadınız..”
Brad gözlerini devirirken onun
kalabalığından birisi koparak yanlarına gelir ve prenslerine bir şey söyler,
Brad dinledikten sonra ikisine dönerken konuşur
“Gitmem gerekiyor, burası birazdan
çocuk bahçesine dönecekmiş.. Akşam yemeğine bana katılmaya ne dersiniz?
Adonis’i uzun süredir görmüyorum, arayı tazelemek isterim..”
Reese bunu duyduğunda kaşlarını
çatarken Adonis atılır, cevaplar
“Cevabı biz size iletiriz
Majeste..”
“İletiniz Slan.. Görüşmek üzere
Hayes..”
Ve Brad dönerek uzaklaşır,
ekibiyle birlikte çıkarken Adonis de hesabı istiyor, efendisine dönerek konuşur
“Arayı sohbetle tazelemek istiyor, merak etme.. Brad iyi biridir, güzel
bir akşam geçirebilirsin..”
“Sen? Sen istiyor musun?”
Adonis omuzlarını indirip
kaldırdığında Reese iç çeker, cevaplar
“Cevabını ilet o zaman.. Hale bak,
üst kolonide bu kadar asil tanımadım..”
Adonis ona gülümserken hesap
gelir, Reese öderken içeri giren okul gezisi etrafı cıvıltılara boğar..
Adonis giyinmiş, yatağı ve odayı
topluyorken Reese de banyodan çıkıyor, sorar
“Hazır mıyım?”
Adonis onun üzerindeki ince
kumaşlara ve keten pantolona bakarak başını sallarken konuşur
“Gidelim, Brad bekletilmekten
hoşlanmaz..”
“Neden acaba.. Ayrıca geçmişinizi
hala anlatmadın, fark etmedim sanma..”
Adonis ona gülümserken ikisi
asansöre girer, Lachen’in müthiş manzarasını
görmekten kendilerini mahrum
bırakırlarken Adonis cevaplar
“Bir geçmişimiz yok da ondan..
Senin sandığın gibi..”
“Nasıl bir geçmişiniz var?”
“Sadece tanışıklık.. Sosyetede çok
bulunan biriyim, Brad de öyle, bütün sosyete bir yerden sonra birbirini
tanıyor..”
Reese buna karşılık bir şey
söylemezken ikisi iki askerin güvenliğini sağladığı kanada varmış, askerlere
bakarlarken Adonis kim olduklarını söyler, yol verilir, Reese yine ‘hım’larken
Adonis konuşur
“Özel bir şey yapmana gerek yok,
Brad normal bir adam..”
“Anormalleri de var mı?”
“Babası..”
Reese bu sefer tamamen susarken
açılan kapıdan içeri girdiklerinde bir yemek odası görünür, Brad masanın
başında ayakta duruyor, onları duyunca oraya dönerken gülümser
“Adonis, Reese! Geç kalmadınız,
güzel! Ben olsam kalırdım-“ Adonis onlara yürüyen adama ellerini uzatırken
cevaplar
“Herkes sizi beklediği için
problem olmaz Majeste..”
Brad ona gülümser ve onun ellerini
sıkar, sonra efendiye dönerken sorar
“Şarap? Veya başka bir şey? Yoksa
direkt yemeğe mi geçelim?”
Reese fark etmeyeceğini
mırıldanırken Adonis rahat, cevaplar
“Direkt yemeğe geçelim.. Frederick
hala sizinle mi?”
“Olmaz mı? Onu bırakırsam açlıktan
öleceğim kesin.. Yemeğe senin geleceğini söylediğimde delirdi, ne hazırladığı
hakkında hiçbir fikrim yok..”
İkisi iskemlelere giderken Adonis
ona dönerek açıklar
“Frederick Majestelerinin ahçı
slanıdır.. İnanılmaz güzel bir mutfağı var-“
“Adonis mutfağımın tezgahlarını çok iyi bilir..”
Adonis bunu duyunca pembeleşirken
Hayes kaşlarını kaldırmadan edemez, oturuyor, karşısındaki slanına bakarken
Adonis kızarmış bir şekilde konuşur
“Majesteleri haklı, sarayın
mutfağında çok zaman geçirdim,-“
“Özellikle geceleri, herkes uyurken-“
“Biliyor olmanız o sırada siz de
orada olduğunuzdan Majeste!”
“Evet, iyi ki de vardım, inkar
edemezsin.. Ben olmasam o kadar zevk almazdın..”
Adonis yine pembeleşirken
efendisine bir bakış attığında onun çatık kaşlarını yakalar, o anda
aydınlanarak açıklar
“Öyle değil!”
Brad anlamaya çalışırken ikisine
bakar, sonra o da atılırken gülerek konuşur
“Rahatla Hayes, öyle değil..
Adonis’in en güvenle sakladığı sırlarından birisi yemek yapmaya bayılıyor
olması.. Onu bir mutfağa bırak, 3 gün orada kalabilir-“
“Stok yeterliyse 1 hafta..”
Brad buna gülerek başını sallar,
sonra tekrar Reese’e dönerken devam eder
“Adonis’in seviyesindeki slanlar
yemek yapmak için tutulmaz.. Doğal olarak.. Ama Adonis bundan hoşlanıyor,
yemek yapmayı seviyor, mutfak kültürü de mükemmel..”
Adonis ona teşekkür ederken Reese
farkında olmasa da gevşemiş, konuşur
“Synan’daki mutfağım o kadar
mükemmel değil, ama idare eder.. En azından bir mutfak..”
Adonis hayretle ona dönerken yeşil
gözleri bir an parlar, Reese de ona bakarken Brad ikisini kesiyor, parmağının
ucuyla şarap kadehinin başını çiziyordur ki şıkırtılı kumaşların sesi üçünün de
dikkatini çeker, hepsi içeri girene dönerler..
Siyah saçlı, uzun gece mavisi
etekleri olan genç bir kadın üçüne bakarken Reese onun yeşil gözlerinde bir an
büyümeyi görür, o anda Adonis de ayağa fırlarken Reese yine bir geçmişle karşılaştıklarını anlar, bu sefer de Kraliçe Bilmem Kim’i beklerken tam
aksine Kraliçe Bilmem Kim Adonis’in önünde dizlerini kırarak ona selam verir,
sonra ellerini yakalayarak heyecanla sıkarken şakır
“Efendim! Sizi görmek büyük şeref,
hiçbir fikrim yoktu, bilseydim daha-“
“Helen, lütfen.. En doğal halin
bile benim için kıymetli.. Nasılsın?”
Adı Helen olan güzel kadın
mutlulukla parlıyorken Brad başını yana eğmiş, olayı izliyordur ki Reese onun
da bir halt anlamadığını görünce memnun olur, kader ortağına sırıtırken Adonis
diğerlerine dönerek konuşur
“Efendim, bu Slan Helen, benim en
başarılı mezunlarımdan biri..”
Reese bunu anlayabileceğini anladığında yüzünün parlamasına engel olamazken
ayağa kalkar, Helen ise pembelikle ve tam kararında bir utangaçlıkla
gülümsüyorken Adonis devam eder
“Helen, efendimle tanış, Reese
Hayes..”
Helen’in gözleri bir anda kocaman
olurken genç kız-kadın-Reese karar
veremez, şokla sorar
“Efendiniz? Efendiniz!? Kronn aşkına! Efendim!”
Helen atılarak Adonis’e sarılınca
Adonis gülerek ellerini iki yana açar ve dengesini sağlar, Helen de ne
yaptığını fark edip kızararak geri çekilirken konuşur
“Özür dilerim! Ama efendim,
biliyorsunuz, yani-biliyorsunuz!”
Adonis gülümseyerek bildiğini
söylerken Reese neyin bilindiğini anlamaz, ama o sırada Kronn’a minnet Brad
şımarıklığını konuşturarak bilgi isterken Helen oturan adama dönerek açıklar
“Okuldaki en büyük dedikodu
Adonis’in Rae’sini bulup bulamayacağıdır da efendim.. Artık geçmişte kalmış
görünüyor gerçi-“ Helen mutlulukla Reese’i incelerken Reese içten içe yutkunur,
Helen ise devam eder
“Adonis o kadar deneyimli, o kadar
mükemmel ki, hepimize artık inanmadığı sürece yeni bir efendi bulmayacağını
söylüyordu.. Ah efendim, sizin için o kadar mutluyum ki! Bunu en çok siz hak
ediyordunuz!”
Adonis onun canayakınlığınlığına
gülümserken Reese onun gülümseyişinde saklı duran hüznü yakalar, bu adamın yine
istemeden bir efendiye geçtiğini de o anda hatırlarken 1 hafta önce aslında
kanuni bir sebep yüzünden bir araya geldiklerini, kapılar açıldığında her şeyin
biteceğini tekrar hatırlarken önüne dönerek sorar
“Tuvalet?”
Helen atılarak yolu gösterirken
slanlardan biri fırlar ve efendiye yol verir, onunla birlikte çıkarken Reese
yemek odasından gelen mutlu sesleri arkasında bırakır..
“Hayes?”
Reese büyük ve altın varaklı
tuvalette klozete oturmuş, aynaya bakıyorken kilitlemediği kapının
aralanmasıyla başını oraya çevirir, Adonis onun öylece oturduğunu görünce içeri
girer ve kapıyı arkasından kapatır, sonra ona yürüyerek sorar
“İyi misin?”
Reese başını sallar, bir şey
söylememeye devam ederken mükemmel slanı elbette bir şeyler döndüğünü anlar ve
yavaşça onun önüne oturur, bedenini onun dizlerine dayalı, elleri onun
bacaklarının altına sarılmış, sessizce başını onun bacağına dayarken Reese
elini onun saçlarına sokar, yavaşça okşarken bundan nasıl ayrılacağını
düşünmemeye çalışır..
“Tuvaletimde seks mi
yapıyorsunuz!”
Brad kapıyı gümbürdettiğinde ikisi
de zıplarken Adonis fırlar ve yürüyüp kapıyı açar, cevaplar
“Yapmıyoruz.. Efendimin midesi
rahatsız, dinleniyor..”
“Efendin içerde söylese adam gibi
bir yere oturturduk, soğuk yerde oturmaya bayılıyor mu?”
Adonis bir şey söylemeyince Brad
diğerine döner, eliyle oradan kalkmasını ve çıkmasını şıklatır, sonra dönerek
banyodan da çıkarken konuşur
“Helen içeride neredeyse
düğününüzü planlayacak, beynimi çıkartmadan gelmeniz gerek..”
Reese özür dilediğini mırıldanır
ve Brad’le eş adıma geçerken sarışın sorar
“Adonis bana üst koloniden
olduğunu söyledi.. Geri döndüğünüzde zorlanmayacak mısınız?”
“Belki.. Gitmeden bilemeyiz..”
“O da doğru.. Getirdim Helen, al
parçala..”
İçerideki Helen ayağa kalkmışken
Reese onda eski insanların tarihindeki en güzel kadını yakalar: yemyeşil
gözler, biçimli kaşlar, üçgen çene ve upuzun gece siyahı saçlarla Helen
gerçekten Brad’in kesesine yakışır bir güzellikken bu güzellik ona bakıyor,
ondan onun hayalindeki peri masallarını doğrulamasını bekliyordur ki Hayes
zorlanmadan gülümseyip cevap verirken aslında ne kadar piç bir avukat olduğunu
da hatırlar..
“Yarın birisi bize etrafı
gezdirecek, birazdan gelir.. Adonis sen onu ölç, biç, beğenmezsen bizi sen
gezdir..”
“Benim bir efendim var-“
“O da gelir..”
O sırada anılmış gibi kapı
çalınırken içeride başka bir slan yok, Brad kalkarak gider ve kapıyı açar, Adonis’e
izin vermezken karşısındaki siyah saçlı ve mavi gözlü adama bakar, onu bir
süzerken mırıldanır
“Geç kaldın..”
“Başka işlerim vardı..”
“Bu kılıkla mı bana geldin?”
“Yarın kaçta geleceğimi sormaya
geldim, sizinle yatmaya değil.. Onun için özel slanınız var Majeste..”
Brad onu süzerken geriden
Adonis’in keyifli sesi duyulur
“Evet Brad, onu tutabilirsin..”
Brad tek kaşını kaldırarak
saygısız tipi incelerken saygısız tip inleyerek başını geri bıraktığında Brad
onun uzun boynunu inceler, o sırada Adonis de yanlarına gelmiş, gülümseyerek
konuşur
“Bu Slan Colin.. Çok yetenekli,
çok adanmış bir slandır, bizzat tanıyorum, servisleri hakkında yeterli bilgim
de var..”
Colin’in mavi gözleri bir anda
nefretle parlarken Brad arada farklı bir tarihi yakalamanın verdiği zevkle
sırıtır ve sorar
“Öyle mi dersin? Bana ayak
uydurabilir mi?”
“Hem de nasıl.. Kesinlikle bırakma
diyorum..”
Brad ‘hım’larken Colin konuşur
“Benden daha iyi slanlar size
eşlik edebilir Majeste-“
“Gerek yok Colin.. Brad senden memnun kalacaktır..”
Colin nefretle ona bakmaya devam
ederken Adonis döner ve uzaklaşır, Brad ise gülümsüyor, konuşur
“Yarın sabah 11’de gel Slan.. İyi
geceler..”
Ve kapıyı iterek onun suratına
kapatır, sonra gülümseyerek Adonis’e dönerken kollarını açarak sorar
“Evet? Bilgi ver!”
Adonis ona gülümserken Brad ona
herkesin içinde adıyla seslenmesinin
müsebbibini soruyor, onu tartaklar..
Reese tekrar masaya dönen ikiliye
bakarken Adonis fısır fısır bir şeyler söylüyor, Brad’i eğlendiriyor olmalıdır
ki sarışın prensin gözleri muzurlukla parlarken yakışıklı adam Adonis’in
sırtını patpatlar ve her neyden bahsediyorlarsa halledeceğini söylerken Adonis
onu geçerek yerine oturur, Brad de yerine geçerek sorar
“Evet, ne konuşuyorsunuz?”
“Efendi Hayes’e Percha’nın
yapısını anlatıyordum..”
Adonis ilgiyle kaşlarını
kaldırırken peçetesini kucağına yayıyor, konuşur
“Eminim ki mükemmel bir sunuşun
vardır Helen.. Tezin nasıl gidiyor?”
“İyi gidiyor efendim.. Majesteleri
bana yardımcı oluyor..”
Adonis hala kaşları kalkık,
Majeste’ye döndüğünde Brad cevaplar
“Canım sıkılmıştı..”
“Eminim..”
Reese ikisinin ne hakkında
konuşmuş olduklarını merak ediyor, sorar
“Biraz önce kim geldi?”
“Beni gezdirecek olan Slan.. Ukala
bir şeye benziyor, biraz vakit
geçirelim..”
Helen’in ifadesi bununla
solduğunda Brad aniden dikleşerek Adonis’e bakar ama yakışıklı Slan salatasıyla
ilgileniyorken Brad yüzü ekşiyerek diğer tarafa döner ve Helen’e bakarak sorar
“Helen, sen de diğer Slan
arkadaşlarını görmekten bahsediyordun, yarın onlarla takılabilirsin, ne
dersin?”
Helen bunu duyunca gülümser ve
minnetle kabul ederken Brad masanın altından bacağını ovmaya eğildiğinde Reese
birilerinin tekme yediğini anlar, bu iki adamın aslında gösterdiklerinden daha
yakın arkadaşlar olduğunu algılarken mırıldanır
“Adonis senin planların nedir?”
Adonis bununla başını kaldırır ve
direkt onun gözlerine bakarken Reese onun gözlerindeki düşünceleri okuyamaz ama
anlamaya çalışır, yeşil gözlü slanı ise cevaplar
“Siz ne dilerseniz efendim..”
“Sen ne dilersen onu dileyeceğim..”
Helen tatlılıkla iç çektiğinde
Brad kaşlarını çatar, işi aniden eline alarak sorar
“Reese, buradan sonra nereye
geçeceksin, eve mi?”
Reese sessizce başını sallarken
Adonis tekrar salatasına döner ve onu çatallamaya devam eder, efendisi ise
konuşur
“Zaten oldukça geç kaldım..
Yetişmem ve halletmem gereken çok şey var..”
“Eminim.. Bu devirde medya lideri
olmak zor..”
Reese ona gülümser, Adonis ise konuşur
“Efendim holding’in sadece kağıt
üzerinde sahibi.. Esas işi avukatlık..”
Brad’in kaşları kalkarken Reese
onun tarafından süzülmeyi izler, sarışın adam ‘hım’larken sonra diğerine
dönerek konuşur
“Bir hukukçu ve bir slan.. Sana da
bu yakışırdı, işi iyice karıştır..”
Adonis nefesini bırakırken hafifçe
gülümser, sonra ekler
“Efendimle şartlar ve zorunluluklar
yüzünden birleştik Majeste, biliyorsunuz.. Bana yakışacak bir tercihte
bulunmadım..”
“Zoraki seçeneği seçti, evet..”
Adonis bakışlarını ona kaldırırken
Reese ona bakmıyordur, Majeste’ye
açıklar
“Öyle boktan bir-“ Helen hızla
nefes alırken Adonis de kasılır ama Brad pek de sallıyor gibi durmuyorken Reese
devam eder
“Sistem var ki, ben slansız olsam,
o da efendisiz olursa öldürülecekti.. Biz de en mantıklı şeyi seçtik..
Aramızdaki tamamen bir iş anlaşması, Adonis de üzerine düşeni fazlasıyla yerine getiriyor..”
Helen susmuş, yeşil gözleri büyük,
olanları izliyorken Brad sakin görünüyordur, Reese ise slanına bakmayı
reddediyorken peçetesini kaldırarak tabağının kenarına koyar, ardından konuşur
“Yemek muhteşemdi Majeste.. Ancak
sizlerin arayı tazelemek istediği açık, ben sadece her şeyi açıklamanıza sebep
oluyorum.. İzninizle-“
“Hayes gerek yok-“
“Efendim, gerek yok!”
Reese çoktan kalkmış, ikisine de
bir şey söylemezken Brad’e selam verir, ardından diğerine dönerken şoka girmiş
slanına bakarak konuşur
“İstediğin kadar kal Adonis..
Hatta odaya dönmene de gerek yok-“ Helen bu sefer elini ağzına kapatırken
Adonis’in yeşil gözleri sakin, onu izliyordur, Reese devam eder
“Burada kaldığında kimsenin senin
hakkında kötü bir şey söylemeyeceğinden eminim.. Arkadaşlarınla eğleneceğinden
eminim..”
Adonis hala bir ifade vermiyor,
ona bakıyorken Reese Helen’e de iyi geceler diler ve sonra yürüyüp çıkar, kapı
arkasından kapanırken Brad sessizce Adonis’e döner, mavi bakışları onun
çatalını sımsıkı tutan eline takılırken iç çekerek kadehine uzanır..
Reese kapıyı çalıyor, aslında
açılmasını beklemiyorken açılınca şaşırır, başını kaldırarak ondan uzun adama
bakarken Troy ağzını şapırdatıyor, elinde bir paket cips, yüzünün ifadesiyle
orada ne aradığını sorarken Reese sorar
“Girebilir miyim?”
Troy kenara çekilince Reese içeri
geçer, bakışları odada gezinirken sorar
“Kara nerede?”
“Kız kıza gecesi var..
Leydilerle..”
Reese başını sallar, sonra ona
dönerken sorar
“Sen de erkek erkeğe bir geceye ne
dersin?”
Ve cüzdanını kaldırır, ona
gösterirken Troy pakedi koltuğa atar, ceketine uzanırken Reese rahat bir nefes
alır..
Reese önüne konulan üçgen bardağa
teşekkür ederken Troy da yanındaki iskemleye yayılıyor, sorar
“Ee, problem nedir?”
“Problem olduğunu kim söyledi?”
Troy kendi önüne konulan biraya
teşekkür ederken gülümseyerek cevaplar
“Eklentin yok da ondan.. Kavga
ettiğiniz belli.. Ne oldu?”
“Brad’le takılıyorlar..”
“Brad? Prens olan mı?”
“Evet..”
Troy onun sesindeki homurtuya
gülümserken bir yudum alır, o sırada sorar
“Kıskandın mı?”
“Daha çok o çembere dahil
olmadığımı tekrar hatırladım..”
“Reese, ben de o çemberdeyim..”
“Ve seni içkiyle satın aldım,
dinlemen gerekiyor..”
Troy başını geriye atıp bir
kahkaha atarken Reese onun uzun boynuna bakar, sonra daha da dertlenerek kendi
bardağına dönerken Troy keyifli, birasını diker..
“Hayır sanırsın ikizler ama
doğumda ayrılmışlar, biri prens diğeri köle olmuş-“
“Slan..”
“Her neyse.. Ben böyle samimiyet görmedim Troy, sen Kara’yla bile o
kadar samimi değilsin-“
“Hey..”
Reese tüm homurtu gücüyle ona
baksa da Troy geri adım atmaz, cevaplar
“Kara ile oldukça samimiyim Reese.. İstersen anlatayım-“
“Yok!”
Troy sırıtır ve şişesinin onun
sayısını bilmediği bardağına tokuşturur, Reese de aynısını yaparken ikisi de
dikerler..
“Belki de istediğini yapıp yalnız
bırakmalısın Adonis..”
“Onun gezegeninde olsak
yapabilirdim, ama Hayes Lachen’i bilmiyor.. Kaybolabilir-“
“Nasılsa bir efendi, başına bir
şey gelmez..”
“Gelebilir de.. Ben kontrol edeyim
de..”
Brad omuzlarını silkerken
görevliler ona Efendi Hayes’in nerede olduğunu şakımış, ikisi büyük barda
ilerliyorlarken Brad önce görerek konuşur
“Orada..”
Adonis de oraya baktığında Reese’i
başka bir adamla gülüyor görünce kaşlarını çatar, başını yana yatırırken Brad
sorar
“Öbürü kim? Sırtı dönük olan?”
“Bilmiyorum.. Koltuk açıyı
engelliyor.. Ama Hayes’i bulduk..”
“Evet.. Dediği gibi, kendi
çemberiyle eğleniyor..”
Adonis o konuda bir yorum yapmaz,
sonra diğer tarafa dönerken konuşur
“Gidelim..”
“Haber vermeyecek misin?”
“Nasılsa istediğim yerde
kalabileceğimi söyledi-“
“Adonis, bu gece başka yerde
kalırsan bağınız çok fena kopar-“
“Biliyorum.. Ama bir bağımız olup olmadığını bilmiyorum..”
Brad gözlerini devirirken bir şey
söylemez ve onu itekler, Adonis onunla birlikte çıkışa giderken yeni içki
almaya kalkmış Troy’un onları gördüğünü fark etmez..
Reese odaya girdiğinde Adonis’i
bulamazken iç çeker, Troy onun ensesini patpatlayıp kendi odasına giderken
Reese kapıyı iter..
Oda sessiz ve toplu, genç adam
yürüyerek ceketini iskemleye bırakır, sonra banyoya girerken kapıyı açtığı anda
gördüğüyle donarak manzaraya bakar..
Banyoda değişik köşelerde 3-4 mum
yanıyor, gerisinde Adonis suyun içine oturmuş, kolları bacaklarına dolanmış bir
şekilde karşı duvarı izliyorken Reese korkuyla fısıldar
“’donis?”
Adonis bakışlarını ona kaldırır
ama kıpırdamaz, onu izlerken Reese yavaşça bir adım daha atar, sorar
“Niye döndün?”
“Niye dönmeyeyim?”
“Ait olduğun yer orası değil mi?”
“Ait olduğum yer burası da değil..
Orası da değil..”
Reese ‘oh’larken Adonis tekrar önüne döner, Reese ise ne yapacağını
bilemeden dururken sonra döner ve tekrar odaya girer, mumların gölgesi açık
kapının arkasından odada dans figürleri yaratırken Reese ayakta durarak yatağa
bakar..
Kısmen sarhoş adam ne kadar vakit
geçirdiğini bilmeden yatağa bakarken geri döndüğünde Adonis’i karşısında
bulunca yine ‘oh’lar, ama o anda Adonis ona uzanarak dudaklarını örterken Reese
beyni boşalarak ona tutunur..
Adonis sessiz, sakin, ne
istediğini biliyor gibi onu öper ve sonra onu çevirerek yatağa oturturken
konuşur
“Rezervasyon yaptırdım.. Yarın
sabah ayrılacağız..”
Reese gözlerinin büyümesine engel
olamadan ona bakarken Adonis onun yüzünü izliyor, yavaşça uzanarak onun yüzünü
eline alırken konuşur
“Bu beni son görüşün olacak..
Sonra kendi çemberine gideceksin-“
“’donis-“
“O yüzden barışalım.. Ve barış
içinde ayrılalım, olur mu Reese?”
Reese adını duyduğunda balon gibi
sönerken Adonis baş parmağını onun yanağında gezdiriyor, yavaşça eğilerek onu
öper, Reese de başını ona kaldırırken iç çeker..
Reese yatağa uzandığında Adonis
onun üzerinden su gibi kayar, yanına uzanarak ona döner ve kolunu onun beline
dolarken konuşur
“Seni hep minnetle anacağım..
Hayatımı kurtardın..”
Reese şaşkın, hala ne olduğunu
anlayamamış, az biraz da sarhoş, boş boş tavana bakıyorken eli onun kolunu
okşuyor, cevaplar
“Ben de..”
Adonis hafifçe gülerek onun
hayatını kurtarmadığını söyler, ama Reese açıklamazken Adonis yanında serin ve
ılıktır, Reese elinde olmadan uykuya dalar..
Adonis bütün gece gözünü
kırpmamış, güneş doğduğunda kalkmışken kapı çalındığında becerikli slan hazır,
kapıyı açarak ona bakar, Colin mırıldanır
“Bavullarınız hazır, yerler
rezerve edildi, gemi de inmek üzere.. Gerçekten gidecekseniz Reese hazırlanmaya
başlasa iyi olur..”
Adonis ona teşekkür ederken Colin
pek de etkilenmiş durmuyor, sorar
“Birden niye ayrılmak istediğinizi
sorsam?”
“Efendimin işleri çıktı.. Teşekkür
ederim Slan Colin..”
Colin iç çekerek başını sallar ve
dönerek uzaklaşır ama Adonis arkasından seslendiğinde geri dönerken yeşil gözlü
slan konuşur
“Brad.. İyi bir adamdır.. Belki
onunla vakit geçirmekten zevk alırsın..”
“Sanmıyorum.. Asillerden pek
hoşlanmam..”
“Brad diğer asiller gibi
değildir.. Bize gezegenden çıkışı sağladın, sana borçluyuz.. Bunu ödemek isterim..”
“Neyle?”
Adonis hafifçe gülümser,
omuzlarını silkerken cevaplar
“Brad’e biraz iyi davran..
Göreceksin..”
Colin gözlerini devirir, sonra
dönüp bu sefer gerçekten uzaklaşırken Adonis kapıyı kapatır..
Reese o kapıdayken kalkmış, duş
almış ve suratsız bir şekilde odaya geri dönmüşken Adonis’i elinde
multipasslarla bulduğunda iç çekerek konuşur
“Vakit geldi demek..”
Adonis başını sallar ve yürüyerek
elindeki multipasslardan birini ona uzatır, Reese ondan alırken elleri
değdiğinde Adonis konuşur
“Eve gittiğinde bana haber
verirsin, değil mi?”
Reese şaşkın, kendi kartında yazan
‘Synan’a ve onun kartında parlayan ‘Percha’ya bakarken başını sallar,
mırıldanır
“Sen de..”
“Elbette..”
İkisi birbirlerine bakmaya devam
ederlerken Adonis birkaç kere cümleye başlayacak gibi olur ama sonra vazgeçer,
en sonunda dönerek kapıya gider ve kapıyı ona açarken Reese yürüyerek çıkar..
Kapının önünde iki gemi görevlisi
bekliyor, ellerinde eş multipasslar varken Adonis derin bir nefes alarak ona
döner ve elini uzatır, Reese de onun elini sıkarken sorar
“O ne olacak?”
Adonis kaşlarını çatarak ‘o’ya
bakar ve boyunluğunu bulurken cevaplar
“Benimle geliyor.. İstiyorsan
verebilirim-“
“Hayır öyle demek istemedim.. Biz
ne olacağız?”
Adonis ‘oh’larken sakin, açıklar
“Sen veya ben aramızdaki anlaşmayı
fesh edene kadar anlaşma geçerli.. Galaktik kayıtlarda öyle kalmaya devam
edecek..”
Reese başını sallar, sonra sorar
“Fesh etmemi istiyor musun?”
“Sen etmeyi istiyor musun?”
“Fesh edersem başına
üşüşmeyecekler mi?”
“Muhtemelen..”
Reese onaylar, sonra omuzlarını
silker
“Bana bir zararı yok.. Vergi falan
vermem gerekiyor mu?”
Adonis bunu duyunca gülmeden
edemezken Reese de gülümser, bir an her şey 2 gün önceki gibi olurken slan
cevaplar
“Gerekmiyor.. Kendi kendime
bakabilirim, merak etme..”
“Tamam.. Rae’ni bulmadığın sürece
anlaşmayı fesh etmemi isteme..”
Adonis bununla onu izlerken Reese
onun gözlerinde farklı bir şeyler yakalar ama ne olduğunu anlayamadan Adonis
kendini toparlarken konuşur
“Sen de başka bir slan-“
“Bulmayacağım kesin..”
Adonis gülümser, sonra başını
eğerken bir an sonra bir karar vermiş gibi konuşur
“Sen çöz.. Nasılsa tekrar takmama
gerek yok..”
Reese başını sallar, uzanarak onu
önüne çekerken eli Adonis’in ensesinde, yavaşça boyunluğu çözer, daha da yavaş
bir şekilde indirirken başı eğik adam yavaşça başını kaldırarak ona bakınca
Reese yeşil gözleri ve çilleri yakalar, fısıldar
“Adonis..”
Adonis gülümser, sonra eli
onunkini kavrayarak boyunluğu alır, katlayarak kapatır ve gözleri sanki yaşla
dolmuş gibi parlarken gülümseyerek konuşur
“Teşekkür ederim Reese.. Lütfen
kendine dikkat et..”
Ve ona sarılır, sonra dönerek
uzaklaşırken Reese onun yürüyüşündeki hızlılığı izler, kollarının etrafında
hala sıkılmanın etkisi var, slanının arkasından bakarken kendi gemi görevlisi
gidip gitmediklerini sorar..
* * *
[1] Solunumu engellemek. Seks sırasında solunumu engellemek beyne giden oksijeni engellediğinden cinsel hazzı arttırır. Ancak çok dikkatli olunması gereken asfeksi ‘sanatı’ sınır aşıldığında beyin kanaması, kalp krizi gibi ölümcül sonuçlar doğurabilir.