Two sides of a coin.
IV
Persephone
“Ve burası da kabininiz..”
Reese Marr’ın arkasından başını
uzatarak minicik odaya bakarken kaşlarını kaldırır, Marr ise neşeyle konuşur
“En iyi oda, tabii benimki
hariç..”
Reese sesini çıkartmaz, ona
gülümserken Marr sorar
“Slanın için ayrı yere gerek yok
herhalde?”
Reese konuşacakken Adonis sözünü
keser, sakinlikle cevaplar
“Yok, elbette efendimle beraber
kalıyoruz.”
Marr da öyle düşündüğünü söyler ve
dönerek uzaklaşırken Reese yavaşça başını öbürüne çevirir, Adonis içeri
girmesini işaret ederken Reese minnacık kabine girer..
Adonis koridorun iki tarafına
bakar, sonra o da kabine girip sürgülü kapıyı çeker, Reese otomatik ışıkların
kapının kapanmasıyla artmasını izlerken kabini inceler..
İki kişilik bir yatak, üzerinde
eski kahverengi bir örtü var, yerde krem rengi bir kilim varken duvarlar da
krem renkli plastikle kaplanmış, turuncumsu ışık odayı akşamüstüne çeviriyorken
Adonis hala kapıya bakıyordur, Reese onun derin bir nefes almasını izlerken
sorar
“İyi misin?”
Adonis bunun üzerine ona döner,
Reese yeşil bakışların onu incelediğini görürken kaşlarını kaldırarak sorar
“Bir şeye ihtiyacın var mı? Gel,
otur..”
Ve yatakta biraz kayar, Adonis
sesini çıkartmadan yürüyüp otururken ikisi bir süre sessizlik içerisinde
oturur, kabine alışırlar..
“Ee, şimdi ne olacak?”
Adonis onun sesiyle uyanırken
bakışlarını plastik duvardaki bir lekeden kaldırır, o sırada omuzlarının
düştüğünü fark ettiğinde dikleşir, Reese ise devam eder
“Bir şey yapmamız gerekiyor mu?
Marr’ın anlayacağı başka bir şekil var mı?”
Adonis bunun üzerine gözleri
büyüyerek ona dönerken parmağını dudaklarına götürür, Reese kaşlarını çatarak
susarken Adonis ayağa kalkar ve boyunluğunu çıkartır, Reese onun ne yaptığını
anlamaya çalışırken yakışıklı adam boyunluğun mekanizmasında bir yere basarak
başını kaldırır..
Düzenli bipbipler odayı
dolduruyorken Reese onun pantolonunun hala lekeli olduğunu fark ettiğinde
dalgınca kaşlarını kaldırırken saatler önce hayatının ne kadar farklı olduğunu
düşünmeden edemez, o sırada Adonis her ne yaptıysa memnun olurken konuşur
“Tamam, oda temiz.. Kargo
gemilerinde, hele ki böyle sınıfsızlarda nerenin nasıl dinlendiğini
bilemezsin..”
Reese bakışlarını onun gözlerine
kaldırırken ‘tabii’ diye mırıldanır, Adonis
ise yürüyerek tekrar onun yanına otururken parmakları boyunluğuyla oynuyor,
üzerini okşuyordur, Reese sorar
“Efendin.. O yanındaki adam
mıydı?”
Adonis başını sallar, bir şey
söylemezken Reese ne demesi gerektiğini bilemez, en sonunda en makulu
mırıldanır
“Üzüldüm.. İyi birine
benziyordu..”
“Öyleydi.. Beni korumak için
öldü..”
Reese bir şey söyleyemez, Adonis
de bir süre daha parmaklarını boyunlukta gezdirirken sonra nezaketle katlar,
dönerek ona uzatırken konuşur
“Rahata erene kadar bunu korursan
sevinirim..”
Reese ‘elbette’ diyerek alırken sorar
“Sen neden saklamıyorsun?”
Adonis bir süre onu izler, sonra
cevaplar
“Alt koloni tarafında yanında
boyunluk taşıman senin faydana olabilir.. Ayrıca aramızdaki ilişki gerçek
değil, onu takmak inanışlarıma aykırı..”
Reese onaylar, tekrar ‘elbette’ diyerek önüne dönerken
parmakları siyah deriyi inceler, sonra katlayıp cebine sokarken Adonis onu
izliyor, sorar
“Bizi nereye bırakmalarını
isteyeceksin?”
Reese bunun üzerine omuzlarını
silker, cevaplar
“Herhangi bir aktarma
istasyonuna.. Gerçi hangi istasyon bizi kabul eder bilmiyorum-“
“Özel uçağın yok mu?”
“Var.. Ama onun da bizi alabilmesi
için bir yere konmamız gerek..”
Adonis ona bakıyor, kaşını
kaldırırken konuşur
“Marr senin için bir yere konmayı
reddetmeyecektir..”
“Evet, servetin yarısını ona
bıraktıkça, problem yok..”
Adonis gülümser, önüne dönerken
Reese sorar
“Sen nereye gideceksin?”
Adonis karşıya bakıyor, dalgınca
cevaplar
“Sen nereye gidersen..”
Reese kaşlarını çattığında Adonis
ona döner, bakışlarıyla aşağıyı gösterirken Reese bir an algılayamaz ama sonra
‘ah’lar ve önüne dönerken başını
sallar, Adonis kaşlarını çatarak onu izler, tam bir şey soracakken kapı vurulur
ve açılır, Marr görünürken sarkarak konuşur
“Hey, aç mısınız? Phi size özel
yemek yaptı..”
Reese başını sallar, kalkarken
Adonis o kalktığı an fırlar, Reese ona bir bakış atarken Marr onları izliyor,
konuşur
“Çocuğa kızma Hayes, sana bir şey
olacak diye aklı gitmiş olmalı..”
Reese kaptana bir bakış atıp onu
geçerek çıkarken Adonis de onu takip eder, Marr öbür tarafa yürümeye başlarken
konuşur
“Uzun süredir sizin gibileri
almıyorduk, Phi çok heyecanlı, ona iyi davranın yoksa kafanızı kırarım..”
Reese daha bir şey söylemeden
geminin mutfak kısmına gelirlerken Marr içeri giriyor, konuşur
“Geldik, besleyin bizi-“ ocağın
başındaki genç bir kız heyecanlanarak oraya buraya yürür, çekmeceleri açıp
kapatırken minik yemek masasının etrafına konuşlanmış gemi kadrosu keyifle onu
izler..
Reese nereye oturmaları
gerektiğini bilemezken genç kız elinde yemek kabıyla döner, yüzü pespembe,
Reese’e bakarak konuşur
“Bay Hayes, buraya-“ Reese ona
gülümser, yavaşça oraya otururken Adonis bir an sonra yanında yere çöktüğünde
Reese irkilerek ona bakar..
Adonis’in eli onun bacağında, onu hafifçe
sıkınca Reese susarken Adonis ona bakarak sorar
“Ben yemeği bekleteyim mi
efendim?”
Reese başını iki yana sallar, dönerek
diğer iskemleye bakarken Adonis sanki o oraya gitmesini söylemiş gibi başını
sallar ve kalkarak oraya geçer, Reese onu izlerken Phi diğer taraftan sarkarak
tabağı yemekle doldurmaya başlar, Marr keyifle sorar
“Phi? İlk ben değil miydim?”
Phi gülümseyerek ona bir bakış
atar, cevaplar
“Bekleyin Kaptan, geliyorum-
yeterli mi Bay Hayes?”
Reese teşekkür eder, başını
sallarken Phi dönerek Adonis’in tabağını da doldurur, ona bir şey söylemeden
kaptana giderken Reese kimsenin Adonis’e selam da vermediğini fark etmiştir,
yavaşça çatalına uzanırken önündeki sebze yemeğinin kokusu suratına çarpar, o sırada
Marr konuşur
“Galaksi Ordularının son haberini
duydunuz mu? Geçişler ikinci bir emre kadar iptal edildi..”
Reese başını kaldırarak ona
bakarken Adonis de ona dönmüştür, Marr onaylayarak ekler
“Uzayda havada kalacağız.. Teknik
olarak saçma bir cümle olsa da.. Umarım yetişeceğiniz bir yer yoktu..”
Reese hafifçe gülümser, bir şey
söylemezken Adonis de sessizdir, Marr diğerlerini işaret ederek konuşur
“Eh, tanışalım.. Ben Marr,
biliyorsunuz.. Bu da Phi-“
“Josephine..”
Marr onaylar, Reese yuvarlak yüzlü,
iyiniyeti gözlerinden belli olan 18-19 yaşındaki kıza gülümserken Marr devam
eder
“Josephine gemiyi çekip çevirendir.. Galaksiyi görmek istiyor diye
babası yanıma bıraktı, benim kızım sayılır..”
Phi gülümser, yerine otururken
Marr sesi yumuşamış, diğerlerini gösterir
“Les.. Geminin ikinci kaptanı ama
hiçbir işe yaramaz-“
“Hey-“ Mavi gözlü, kısa kahverengi
saçlı, yapılı adam ona bir tane çakarken Marr da ona geri çakar, ikisi kısa bir
dövüşe tutuşurlarken Phi gülümseyerek konuşur
“Hep böyle didişirler ama en iyi
arkadaşlardır, Les ne kadar muzurluk yapsa da Marr onu hep affedecek bir şey
bulur..”
O sırada Marr pek de affedici gibi
durmuyorken Les’i ensesinden yakalar, ikisi işi mutfağın dışına taşırken Phi
devam eder
“Silvester şu anda burada değil,
geminin mekaniği ondan sorulur, Marr ve Les ona ‘Sil’ ya da ‘Vester’ der,
şaşırmayın..”
Reese onaylar, Phi gülümseyerek
karşısında oturan koyu renk tenli, kıvır kıvır gür siyah saçları olan güzel
kadını göstererek konuşur
“Bu da Zoe.. Persephone’u esas o
çevirir, siz kaptanın dediğine aldırmayın..”
Reese diğer kadına selam verir,
Zoe de başını eğerek onaylarken sorar
“Nereye gidiyordunuz Bay Hayes?”
Güzel kadının derin, kişilikli
sesiyle Reese dikleşme ihtiyacı duyarken cevaplar
“Eve dönüyordum, Synan.. Ama bu
ateş hattında pek gidebileceğimizi sanmıyorum..”
Zoe başını sallar, Phi’ye dönerken
genç kız tekrar canlanır, sorar
“Daha yemek?”
Marr ve Les boğuşmalarını
bitirirlerken Marr gülerek içeri giriyor, konuşur
“Vester makine yağı içiyor Phi, bence
git bak-“ Phi fırlayarak oraya koşarken ‘Sil!’
diye bağırır, Les ve Marr çakışırlarken Reese pirinçli yemeğini didikleyerek
onları izler ki Zoe konuşur
“Tanışma anınıza göre Marr’ı
etiketlemeyin Bay Hayes..”
Reese bunun üzerine ona dönerken
öyle bir şey yapmadığını söyleyecek olur ama Zoe kibar, gülümser
“Persephone bizim evimiz, tıpkı
sizin Synan’daki eviniz gibi.. Ve evimizde bulduğumuz yabancılar bizi doğal
olarak gerginleştirir.. Bu devirde üst ve alt koloni arasında kargoculuk yapmak
ne kolay, ne de güvenli.. Her yerde düşmanlarınız oluyor, dikkatli olmamız
gerek..”
Reese sessiz, başını sallarken
Adonis hiç konuşmamış, görev bilinciyle yemeğini yemiştir, Reese kendi tabağını
ona ittirirken Adonis ona bir bakış atar, Reese mırıldanır
“Yemezsem Phi üzülecek gibi
duruyor-“ Adonis iç çekerek tabağı alır, kendi önüne koyarken kendi boş
tabağını onun önüne bırakır, Reese teşekkür ederken Zoe onları izliyor, sorar
“Ne kadardır birliktesiniz?”
Reese çok olmadığını söylerken
suyuna uzanır, Les de oturuyor, onlara bakarak konuşur
“Gemiye bir slan almayalı bayağı
oluyor, en son aldıklarımız da hiç buna benzemiyordu.. Adam temiz bir kere..”
Adonis hiçbirine bakmıyor, sakince
yemeğini yiyorken Reese onun onları duyup duymadığını merak eder, Marr da
yanağını kaşıyor, konuşur
“Makine profesyonel slan olduğunu
söyledi.. O ne demek?”
Reese bununla dudaklarını ıslatır,
sonra Adonis’e dönerek cevaplar
“Adonis?”
“Adonis? ‘Mükemmel Adonis’ mi?”
Adonis bununla başını kaldırır ve karşısındaki kadına bakarken Zoe hayretle
güler ve arkasına yaslanır, bir kolunu da Les’in iskemlesinin arkasına atarken
Marr anlamadığını söyleyince Zoe dönerek açıklar
“Slanlar bu adamı Kronn gibi
görüyor, abartmıyorum.. Değeri milyonlar olmalı..”
Marr bir ıslık çalarak Adonis’e
dönerken Reese de slanını izliyordur, Adonis bu kadar bakışın altında dahi
kızarmıyor, pirinçleri kenara toparlar ve onları da yer, sonra çatalını kenara
bırakırken Phi içeri girer, konuşur
“Kaptan, Sil seni çağırıyor..
Yemek bitti mi? Beğendiniz mi Bay Hayes?”
Reese ona döner ve gülümseyip
yeteneğine teşekkür ederken Phi pembeleşmiş, önemi olmadığını söyler, Adonis de
o sırada kalkarken konuşur
“Efendim oldukça kirlendi ve
bavullarımız Lenox’ta kaldı.. Burada kullanabileceğimiz bir şey var mı?”
Phi başını sallayıp gelmesini
söylerken Adonis onu takip eder, Reese de peşlerinden giderken Les Zoe’nin
omzuna vurur ve şunu anlatmasını söyler..
“Bu nasıl?”
Phi geniş keten bir gömleği
kaldırır ve ona verir, Adonis alıp ebatlarına bakarken konuşur
“Efendime uygun evet.. Pantolon
için de teşekkür ederim-“
“Önemli değil.. Nasılsa Les her
gün farklı takım giymiyor.. Gemiden ayrılırken bırakın yeter-“ Adonis gülümser,
ona bakarak cevaplar
“Efendim yeni kıyafetler alıp size
bırakmaktan gurur duyacaktır..”
Phi bunun üzerine pembeleşirken
Reese odaya girmeden önce yediği bir dirsek darbesiyle koridorda bekliyordur,
Adonis onları alıp giderken Phi arkasından sorar
“Sen ne olacaksın?”
Adonis kapının önünde ona dönerken
Phi de oraya yürüyor, işaret eder
“Üstün batmış.. Gel, sana da
Marr’dan bir şeyler vereyim-“
“Hayır, efendim daha bunu uygun
bulmadı-“
“Bir şey diyeceğini sanmıyorum-“
“Başka birinin eşyalarına
dokunamam-“ Phi gözlerini devirir ve koridora çıkarken sorar
“Bay Hayes, Adonis’e de kıyafet
vereceğim, izin veriyorsunuz, değil mi?”
Reese şaşkın, ‘elbette?’ dediğinde Adonis bir an onu
yumruklamak ister ama onun yerine Phi’ye gülümserken genç kız enerjik, Marr’ın
odasına ilerler..
Adonis kıyafetleri Reese’in
göğsüne yapıştırır, tıslar
“Kabine git.. Geliyorum..”
Ve onu geçer, Phi’nin peşinden
giderken Reese kafası karışmış, dönerek kabinlerine gider..
Adonis kabine girerken Reese
pantolonunu ilikliyor, konuşur
“Hey.. Neden sinir krizi geçirecek
gibi duruyorsun?”
Adonis kapıyı kapatır, ona
dönerken cevaplar
“Çünkü geçireceğim.. Slanlara dair
hiçbir şey bilmiyor musun?”
Reese gayet doğal, ‘hayır?’ derken Adonis gözlerini
kapatarak inler, sonra gülerek konuşur
“Mükemmel.. Tüm alt koloni, hatta
üst koloninin yarısı ve mafyası beni
almak için birbirini öldürüyor, ama beni alan kişi slan nedir onu bile
bilmiyor!”
Reese kaşlarını çatarken Adonis iç
çeker ve üzerindeki gömleği açmaya başlar, ardından pantolonunu çözer ve yere
bırakır, Reese irkilerek diğer tarafa dönerken Adonis sinirle yeni
kıyafetlerini giyer, kirlileri toparlarken mırıldanır
“Konuşmamız lazım ve uzun bir
konuşma olacak, beni kurtarmak yerine ikimizi de ölüme götürüyor olabilirsin..”
Ve onun ayaklarının dibindeki
kumaş yığınını da yakalar, kapıyı açıp çıkarken Reese eli düğmelerinde kalmış,
onun gidişini seyreder..
Reese odadan çıkmamış, yatağa
oturarak onun dönmesini beklemişken Adonis onu hayal kırıklığına uğratmadan 10
dakika sonra geri döner, hala açık kapıdan içeri girerken elinde bir tepsi var,
konuşur
“Çay.. Zoe yolladı..”
Reese başını sallarken Adonis
kapıyı kapatır ve yatağa ilerler, Reese onu izler..
Genç adam ondan belki yarım baş
kısa, altın rengine çalan kahverengi saçları varken kısa saçları dik, yüzü
biçimli, yeşil gözleri canlılıkla parlıyor, Reese onun güzel olduğunu düşünmeden edemezken sade, beyaz, kısa kollu bir
atlet içerisinde olan güzel adam ayaklıklı tepsiyi yatağa koyar, sonra yavaşça
yatağa otururken Reese onun zerafetinin yarısını taşıyan bir kadın bile
görmemiş, kendini toparlar..
Adonis sakin, kupalardan birindeki
minik süzgeci kaldırır, damıtarak tabaklardan birine çevirir, sonra kupayı iki
eliyle kavrayarak ona uzatırken Reese ona bir bakış atarak kupayı ellerinden
alır, Adonis başka bir kasenin kapağını açarken sorar
“Bal? Şeker?”
Reese normalde çay dahi içmeyen
bir adam, şimdilik reddederken Adonis kendi çayına biraz kokulu ot atar, sonra
o da çayını kavrayarak dikleşirken ikisi göz göze gelirler..
Adonis bir süre sonra çayını
indirir, sorar
“Hiç slanın yok mu? Hayesler
geçmişi köklü bir aile, zamanında slanları olduğunu biliyorum..”
Reese onun konuşmasıyla başını
kaldırır, kendi düşüncelerinden çıkarken onu izleyen adama bakarak cevaplar
“Benim yok.. Şirketin vardır,
doğal olarak benim oluyorlar evet, ama kişisel bir slanım yok, hayır.. Neden?”
“Ne kadar kötü durumda olduğumuzu
anlamaya çalışıyorum.. Evinizde uşak da mı yoktu?”
“Çocukken hatırlıyorum.. Sonra
Alfa Patlaması oldu, ev dağıldı..”
Galaksi tarihinin en kötü doğal afetlerinden
biri sayılan Alfa Patlamasına karşı Adonis de üzüntülerini sunmak dışında bir
şey yapamazken Reese başını sallar, mırıldanır
“Kendime zor bakarken bir de slan
istemedim.. Ne kadark ötü durumdayız?”
Adonis hafifçe gülümser,
kirpiklerinin altından ona bakarken cevaplar
“Hayatında hiç slan görmemiş
gibisin..”
“Ki öyleyim.. Yani, slan gördüm
evet, ama hiçbiriyle konuşmadım, hepsi hep efendilerinin yanında, gerisinde,
balo salonunda falan duruyorlardı.. İlk defa birisiyle konuşuyorum..”
Adonis kaşlarını kaldırır, başını
geri bırakırken ona bakarak sorar
“İncelemek ister misin?”
Reese bununla bakışlarını kaçırır,
hafifçe gülerken boynundan yukarı çıkan bir ateşi hisseder, sinirle gülerek
cevaplar
“Öyle demek istemedim..”
Adonis bildiğini söylerken
çayından bir yudum alır, Reese bakışlarını tekrar ona kaldırırken onu izleyen
dikkatli gözler devam eder
“Ciddiyim.. İlk karşılaşmamızda
slan olduğumu fark etmedin, boğazlı kazak giyiyordum, ama slan olduğumu
öğrendiğinde de davranışların değişmedi..”
“Değişmeli mi?”
Adonis hafifçe gülümser, Reese
onun kıvrılan dudaklarında büyük bir geçmişi görürken güzel slan cevaplar
“Hayır.. Aslında değişmemeli..
Aramızda bir fark yok Bay Hayes..”
“Reese, lütfen..”
Adonis başını iki yana sallar,
Reese kaşlarını çatarken genç adam açıklar
“Olabileceğim en samimi yaklaşım
Bay Hayes ya da Hayes olacaktır.. İsmini söylemek teslimiyetimin belirtisidir,
güvenimin simgesidir, bunu yapamam.. Başkalarının önünde de ismini söylememi
isteme, sonra pişman edeceğimden emin olabilirsin..”
Reese ellerini kaldırır,
gülümserken cevaplar
“Tamam, Hayes de yeterli.. Nasıl
rahat hissedersen..”
Adonis bir an onu süzer, sonra
teşekkür ederken Reese dizinde dengelediği kupasını tekrar alır, bir yudum
alırken yüzünü buruşturduğunda Adonis hafifçe gülümser ve uzanarak kupayı onun
ellerinden alır, o sırada sorar
“Yemek odasında biraz daha
kontrollüydün, slanın olmasa da slanı olanları incelediğini düşünebilir miyim?”
Ve içine bir kaşık şekerle bir
ölçek bal attığı kupayı ona geri verir, Reese ise cevaplar
“Belki.. Bir şey yapmadım ki, sen
sessizce yemeğini yedin, ben de diğerlerini dinledim..”
Çayından bir yudum alır, biraz
daha memnun olurken Adonis onu izliyor, konuşur
“Hayes, diğerlerinin ve hatta
galaksinin gözleri önünde ben seninim..”
Reese bunun üzerine bakışlarını
ona kaldırırken Adonis ciddiyetle ona bakıyordur, devam eder
“Sana aidim, ne yapacağıma sen
karar verirsin, neyi ne kadar kullanacağıma, yemek yiyip yemeyeceğime, suyuma
bile-“
“Ama neden, ben de bunu anlamıyorum.. Bu kölelik değil mi?”
Adonis gülümser, uzanarak onun
çayına bir tanecik mor ot atarken Reese başını eğerek berrak sıvıya bakar,
çayın içinde eriyen mor bitki döne döne kupanın dibine inerken Adonis usulca
konuşur
“Kölen gibi mi duruyorum?”
Reese bununla bakışlarını ona
kaldırırken turuncu ışığın aydınlattığı yüze bakar, Adonis de açıklıkla onu
izlerken Reese başını eğerek çayını dikleştirir..
“Mükemmel Adonis nedir?”
Adonis onun esnemelerinin biri
bitmeden diğerine geçmesiyle konuşmayı sabaha ertelemiş, yatağı açıyorken bunu
duyunca hareketlerini durdurur, Reese yatağın diğer tarafında, onun durduğunu
görünce örtüleri kendisi çekerken Adonis de ayılır, cevaplar
“Bunu sana şimdi anlatabileceğimi
sanmıyorum.. Anlayabilecek bir zihin yapısında değilsin..”
Reese teşekkür ederken Adonis ona
bir gülümseyiş atar, Reese bir sürü kibar gülümsemenin, manidar gülümsemenin,
sakin gülümsemenin altında sanki biraz öncekinin gerçek, muzur, daha Adonis bir gülümseme olduğunu hisseder
gibi olurken dolaptan yastıkları çekiyor, sorar
“Sert mi yumuşak mı?”
Adonis ‘hım?’larken o tarafa bakar, cevaplar
“Sen hangisini almazsan, problem
değil-“
“Soru sordum Adonis..”
“Ben de cevap verdim Hayes..
Problem değil..”
Ve döner, katladığı örtüleri
odanın köşesine bırakmaya giderken Reese onun hep dik gezdiğini düşünür,
dönerek yastıklara bakarken kararını vermiş, yatağa yürüyerek sert yastığı onun
tarafına bırakır..
Genç adam tekrar esneyerek
yumuşak, mıymıntı tipli yastığı da kendi tarafında tutarken Adonis yatağa
döner, Reese onun yastıkların tarafına bakmadığını fark ederken Adonis onu izliyordur ki Reese sorar
“Ne oldu?”
Adonis bir an için gerilir, sonra
dikleşirken cevaplar
“Bağımız.. Sahip olman, aramızdaki
geçerliliği, 10.000 kurple, yani-“
Reese kaşlarını çatarken dikleşir, vücudu mıknatıs gibi yatağa gitmesini ona
bağırırken Adonis ona bakmıyor, elleriyle oynuyordur, Reese atılarak konuşur
“Hayır!”
Adonis rahatlama umuduyla ona
bakar, Reese aynı frekansta olduklarını anlamış, ellerini kaldırarak cevaplar
“Hayır, saçmalama.. Parayı öyle
ödeyeceğini mi düşünüyors-hayır!”
Adonis rahat bir nefes bırakır,
gülümserken konuşur
“Yapabilirim, problem değil, ama
yapmamak daha çok hoşuma gider..”
Reese ‘yapabilirim, problem değil’in beynine ulaştırdığı yüksek
çözünürlükte görüntülerle bir an gözlerini kırpıştırırken sonrasında ayılarak
konuşur
“Hayır. Saçmalama, paran varsa
tamam, yoksa da sorun değil.. Slanların parası oluyor mu?”
Adonis bununla hafifçe gülerken
Reese yine o muzur sesi duyar, o da gülümserken ikisi yatağa girer, Adonis
başını yastığına bıraktığında gözleri kapalı, rahatlarken Reese gülümseyerek
tavana döner..
İkisi tavana bakıyor, Reese
sırtını oturturken Adonis’in cevabını bekler ama ne dediğini duyamadan uykuya
karışır..
“Hayır, efendim bir süre daha
uyuyacak, dün çok yoruldu.. Yine de teşekkür ederim Zoe..”
Reese kapının tekrar sürülmesini
duyarken gözlerini açar, karşısındaki plastik duvara bakarken Adonis’in çıplak
ayakları kilimde ses çıkartmadan ilerliyordur, Reese onun tekrar yatağa
girmesini beklerken öyle bir şey olmadığında yatakta dönerek o tarafa bakar..
Adonis yere oturmuş, sırtı
duvarda, kollarını dizlerine sarmışken onun hareketiyle başını o tarafa
çevirir, Reese onun biçimli yüzüne vuran ışıkla bir an nefessiz kalırken Adonis
konuşur
“Günaydın.. Sabahları kolay
ayılabiliyor musun?”
Reese başını sallar, Adonis ‘güzel’ diyerek kalkarken cevaplar
“Banyoya gir, temizlen, sana
yiyecek bir şeyler alıp geleceğim..”
Ve cevabı beklemez, yere
bastırarak kalkar, sonra yürüyüp kabinden çıkarken Reese hala aptal gibi
arkasından bakıyor, kendini yatağa geri bırakır..
Reese kabinleri gibi minik olan
banyodan çıktığında sıcak buharlar da arkasından açık havaya koşturur, genç
adam başını bir havluyla kurulayarak kabine girdiğinde ayaklıklı tepsinin yine
yatakta olduğunu ama bu sefer üzerinde olabildiğince mükellef bir kahvaltı bulunduğunu
görürken Adonis yataktan kalkar, kucağındaki kıyafetleri ona vererek konuşur
“Kıyafetlerin kurutmada, bir gün
daha bunlarla idare etmen gerekiyor..”
Reese dalgın, kıyafetleri alırken
Adonis onu geçerek banyoya girer, Reese hava temizleme makinasının
çalıştırılmasını, havluların oradan buradan kaldırılmasını dinlerken hızlıca
kıyafetlerini giyer, konuşur
“Her şeyi sen yapmak zorunda
değilsin, bana da iş bırak-“ Adonis ona bir bakış atarak içeri girer, eliyle
yatağı gösterirken Reese gömleğini iliklemeden yatağa ilerler, yavaşça
otururken Adonis tepsiyi onun kucağına koyar, sonra tüm zarifliğiyle onun
karşısına geçer..
Reese çayının içinde yine o minik
mor otu görmüş, bir yudum alırken Adonis konuşur
“Galaktik net bağlantısı
olağanüstü hal yüzünden kapanmış, sana okuyabileceğin makaleler ya da
araştırmalar veremeyeceğim..”
Reese başını sallar, ona bakmaya
devam ederken Adonis iç çekerek devam eder
“Bilgini alabileceğin sadece ben
varım ve bana güvenmek zorundasın.. Sana bu konu hakkında yanlış bir bilgi
vermeyeceğim, zaten mesleğime aykırı-“
“Mesleğin nedir? Slanların mesleği
olabiliyor mu?”
Adonis sözü kesilmiş, ona
bakıyorken Reese kupasını tepsiye bırakır, konuşur
“Bak, sana göre aptalca bir şey
söylediğim her zaman bana böyle bakmazsan sevinirim..”
“Nasıl?”
“Aptalca bir şey söylemişim
gibi..”
Adonis hafifçe gülümser, Reese de
dağılan gerginlikle ona gülümserken devam eder
“Sizin hakkınızda hiçbir şey bilmiyorum, şu anda hayvanat bahçesine
ilk defa giden ve hayvanlar arası ilişkileri inceleyen bir çocuk gibiyim-“
“Teşekkür ederim, benzetmen
muhteşem-“
“Aklıma başka bir şey gelmedi..”
Adonis başını sallar, Reese de
onaylarken yeşil gözlü adam kaşının üzerini kaşıyor, konuşur
“Kaba davrandıysam özür dilerim..
Sadece, üst koloni sinirlerimi biraz geriyor, anlaşılır olarak..”
“Daha önce üst koloniye girdin
mi?”
Adonis onaylar, yemeğine devam
etmesini işaret ederken ekler
“Birkaç efendim üst kolonideydi,
onlarla yaşadım..”
“O yüzden aletleri biliyorsun,
mekanikleri falan?”
Adonis onu da onaylar, Reese ‘hım’larken yakışıklı slan ekler
“Alt koloni teknolojisiz değil
Hayes.. Aynı aletlerden bizde de var, sadece bağlandığımız sistem farklı,
tepesinde ‘Alt Koloni’ yazıyor, o
kadar..”
Reese ona bir bakış atar, Adonis
de gülümserken ilk soruyu cevaplar
“Slanların işi olabilir evet..
Gezegenine göre oldukça limitli işler, ama olabilir..”
“Gezegenine göre?”
“Alt kolonide her gezegen aynı
slan yasalarıyla işlemez.. Kiminde slanlar tam anlamıyla köledir, hiçbir hak ve
kişilikleri yoktur, tamamen obje olarak yaşarlar.. Kiminde de slanlar olması
gerektiği gibidir..”
“Senin gibi mi?”
Adonis onaylar, kendisi gibi
olduğunu söylerken devam eder
“Ben profesyonel bir slanım-“
“O ne demek? Oradan oraya geçerim,
herkese eşit hizmet yaparım gibi bir şey mi?”
Adonis bunun üzerine gülmeden
edemezken Reese kaşlarını çatar.. Başını geriye atmış, gülen adam omuzları
sarsılarak tekrar öne eğilir, yeşil gözleri parlayarak onu incelerken cevaplar
“Aklında ne var Hayes? Bana
slanların nasıl yaşadığını tanımlar mısın?”
“Aklımda bir şey yok-“
“Bana var gibi görünüyor..
Varsayımlarını istiyorum, fikirlerini değil..”
“Ağzımdan kaçanlarda bile bu kadar
bakış yiyorum, varsayımlarımla ne yaparsın Kronn bilir..”
Adonis gülümser, anlatmasını
isterken Reese bir süre kelimelerini toparlar, sonra konuşur
“Bilmiyorum.. Bizim tarafta sizler
gönüllü köleler olarak görünüyorsunuz.. Şimdiye kadar gördüklerim de hep
öyleydi..”
“Nasıldı?”
Reese onun usul sesine bakar,
dikkatle onu izleyen adamı incelerken cevaplar
“Bir yere gidip bir yerde yemek
yediğimizde, ki yerleri efendiler seçerdi, slanlı biriyle yemekli toplantıya
gittiğimde yeri onların seçmesi
gerektiğini zor yoldan öğrendim..”
Adonis bunun üzerine gülümserken
Reese onun yine muzur bir şeyler düşündüğünü anlar, gerçekten gülümsediğinde
gözlerinin etrafı mutluluk çizgileriyle kırışan adama bakarken devam eder
“Neyse, yerde oturmak mesela,
neden yerde oturuyorlar? Sen de dün yere çöktün, durup dururken.. Bana göre
saçmalık, slan olsan da neden
yerdesin? Niye kendinizi aşağı çekiyorsunuz, anlamıyorum..”
Adonis gözleriyle devam etmesini
işaret ederken Reese daha önce düşündüğünü fark etmediği maddeleri sıralıyor,
konuşur
“Sonra.. Sonra bir gün bir yere
tatile gittik, ben ve arkadaşlar.. Yan bungalowda slanlı bir adam vardı.. Tamam,
adamlarla problemim yok, kimseyle
yok, ama o gün gördüklerim.. Anlatamıyorum Adonis, adam slanını dövüyordu, dövüyordu! Ve slan hiçbir şey
söylemiyordu! Biri bana elini kaldırsa kolunu kopartırım..”
Adonis sakin, şaşırmamış, onu
izliyorken sorar
“Slan hiçbir şey mi yapmadı?”
“Hayır.. Gözgöze geldik ama
bakışları boştu.. Onu kurtarmamı istediğini belli etse ben dalacaktım-“
“Bunu yapma.. Yapmaman iyi olmuş,
ama gelecekte de öyle bir şey görürsen, bunu yapma..”
“Adam dövüyordu diyorum-“
“Koşulları bilmiyoruz..”
“Bunun koşulu mu olur!?”
Adonis bağıran adama bakarken
Reese sert bakışla sakinleşir, sesini alçaltırken Adonis cevaplar
“Olur.. Her şeyin koşulu olur..
Evet belki sen haklısın, belki o efendi kötü
bir efendiydi, belki slanının durumundan istifa ediyordu, o zaman ikimiz de
aynı şeyi düşünüyoruz.. Ama iki seçenek daha var: belki bir sahne oynuyorlardı,
ya da belki de efendinin gerçekten buna ihtiyacı vardı ve slanı bunu ona
verdi..”
Reese kaşlarını çatar, Adonis
konuşur
“Sıra bana geldiğinde hepsini
açıklama çalışacağım.. Sen düşüncelerine devam et..”
Reese bunun üzerine derin bir
nefes alır, gözlerini kapatarak nefesini bırakırken bir süre sessizce
otururlar, sonrasında Reese omuzlarını silkerek gözlerini açar
“Bilmiyorum.. Kendinizi sokmamanız
gereken, sokmanıza gerek olmadığı bir
yere soktuğunuzu düşünüyorum.. Eşit bir ilişki yaşayabilirsiniz, kendinizi
yerlere atmanıza ya da sahne dediğin her neyse ona uyarak kendinizi
dövdürtmenize gerek yok.. Biriyle birlikte olursunuz, beğenmezseniz çeker
gidersiniz, bunun yerine bir tasma takmanıza gerek yok-“
“Boyunluk.. Tasma dediğinde onu
aşağılıyorsun.. Boyunluk kelimesini kullan..”
Reese kaşlarını çatar, Adonis
cevaplar
“Profesyonel slan senin sandığın
gibi bir şey değil.. Benim mesleğim diğer slanları eğitmek..”
Reese hayretle ona bakarken Adonis
başını sallar, devam eder
“Bunu sadece belirli bir dereceye,
kritere sahip slanlar yapabilir.. Başka slanları onların efendisi gibi
eğitebilmek büyük bir irade ister..”
“Ve o da sende var?”
“Öyle görünüyor.. Yıllar boyunca
birçok slan eğittim, ama şimdi önümde yeni bir öğrenci var..”
Reese tek kaşını kaldırırken
Adonis gülümser, uzanarak ortalarındaki tepsiyi alır, sonra da tek bacağına
ağırlığını vererek rahat bir hareketle yataktan kalkar, yürüyerek kapıya gidip
çıkarken Reese arkasından bakar..
Reese sırtını duvara vermiş,
bacaklarını yatakta uzatmışken kapı yine kayarak açılır ve Adonis içeri girer,
bu sefer elinde hiçbir şey taşımazken Reese sonunda konuşacaklarını anlar..
Adonis de aynı fikirde olmalı,
yatağa çıkar ve bağdaş kurarak ona bakarken sorar
“Hayvanın var mı Hayes?”
Reese kaşlarını çatar, kollarını
çözerken cevaplar
“Eskiden köpeğim vardı, yaşılıktan
öldü..”
“Avcıların da av köpekleri vardır,
bilirsin.. Makine kullanmayan avcıların..”
Reese başını sallar, Adonis ona
bakıyor, devam eder
“O köpekler avcının diğer
yarısıdır, onun göremediğini görür, onun tamamlayıcısı olurlar.. İkisi de
hayatlarına kendi ihtiyaçları doğrultusunda devam eder ama beraber de bir
şeyler başarırlar.. Her şey bitip tekrar kendi içlerine döndüklerinde ise,
akşam olduğunda, köpek sahibinin önünde yatar, onu bekler, sessizce onunla
oturur..”
Reese bununla nereye çıkacaklarını
bilmiyor, sorar
“O av köpeği misiniz siz?”
“Bir nevi.. Sana anlatmaya
çalışacağım slanlık gerçeği, olması gerekeni.. Maalesef bunu kötüye kullanan
kurumlar da var, her sistem gibi.. Ama burada bahsettiğim fantazilerden oluşan
bir seks oyunu değil, bunu anlaman gerekiyor..”
Reese ona bakıyor, ‘seks oyunu’ derken Adonis başını sallar,
cevaplar
“Aşağılanmak ya da yok sayılmak
değil, acı dolu seks, birinin bizi esareti ya da hükmü altına alması da değil..
Evet bundan hoşlanabiliriz, ama bunlardan sen
de hoşlanabilirsin..”
Reese bir şey söylemez, Adonis
ellerini birleştirerek biraz daha öne eğilir, ona bakarak konuşur
“İdeal düzende, bu kadar
efendinin, paranın ya da oyuncağın yanında, ben de gerçek olanı arıyorum
Hayes..”
Reese bununla bakışlarını onun
ellerinden gözlerine çıkartırken Adonis ciddi, devam eder
“Benim seçtiğim, kendimi ona vermek
istediğim biri.. Dediğim gibi, bu sırf seks değil, bu her şey.. Olması
gerektiği gibi bir efendi slanıyla bir bütündür, onun sınırlarını,
ihtiyaçlarını bilir, o da onu mutlu etmek için yaşar.. İkisi birbirleri ile
mutlu olurlar, öncelikleri bir diğeridir.. Slan olmak kolay değil, ama bana
sorarsan efendi olmak çok daha zor..”
Reese tek kaşını kaldırır, Adonis
gülümseyerek konuşur
“Başka bir insanın tamamen senin
sorumluluğunda olması büyük bir şey Hayes.. Her şeyiyle.. Sana tamamen güvenen,
koşulsuz bir şekilde güvenen bir insan.. Bir can.. Ona her şeyi yapabilirsin, gördüğün örnek gibi onu
incitebilir, kırabilir ve hatta parçalayabilirsin.. Aynı zamanda onu sevebilir,
onu mutlu edebilir, karşılığında onu kazanabilirsin de.. Seçim senin, ve bu
çok, çok büyük bir seçim.. Slandan çok senin
kişiliğinin, senin hayata bakış
açının ortaya çıktığı bir olay..”
Reese dikkatle onu izliyor,
anlamaya çalışıyorken sorar
“İyi de.. Nasıl? Bir anda kendini
nasıl birine verebilirsin? Bana mesela, bir anda biz o anlaşmayı kurduk, şimdi
ben ne dersem yapacak mısın?”
Adonis gülümser, ona bakarken
cevaplar
“Hayır.. Ama bunun sebebi bizim
ilişkimizin gerçek olmaması.. Gerçek olmasa dahi, ben de sana izin verdim,
görmedin mi? Beni almak istedin, ben de izin verdim.. Slanlar bize göre yasal
bir şekilde sahip edinildiklerinde slanın da söz hakkı vardır.. Efendiler slana
yaklaşır, slan kabul ederse
aralarında anlaşma kurulur..”
Reese’in gözleri bununla
büyüdüğünde Adonis yine gülümsemeden edemez, konuşur
“Zorla yaptığımızı mı sanıyordun?”
“Evet.. Yani.. Okul diyorsun-“
“Hizmet etmek önemli bir kurumdur
Hayes.. Kendini kendinden arındırmayı öğrenmen gerekir..”
“Birisi bir slan olduğunu nasıl
anlıyor? Bende slan kapasitesi var mı mesela?”
Adonis bir kahkaha atarken Reese
kaşlarını çatar, yeşil gözlü slan keyifle cevaplar
“Bunca yılda deneyim kazandıysam
Hayes, hayır, senden slan olmaz.. Kafanı yorma..”
“Neden? O kadar iyi değil miyim?”
Adonis onu incittiğini anladığında
derhal dikleşir, ifadesi yerine oturur, bakışları ciddileşirken ona uzanır,
elini eline koyarken cevaplar
“Özür dilerim.. Öyle demek
istemedim, incitmek niyetim değildi..”
Reese ondaki değişime bakıyorken
Adonis de onu inceliyor, devam eder
“Slanlık kişiliktedir Hayes,
kimisi tamamlanmak için birisiyle birlikte olması gerektiğini içinde hisseder..
Kimisi ise diğer parçasının ona gelmesini diler..”
“Ve ben dileyenlerdenim..”
“Belki.. Herkes iyi ve gerçek bir
efendi olamaz.. Ama herkes slan da olamaz..”
Reese başını sallar, anladığını
söylerken Adonis onun anlamadığını ama çabaladığını görüyor, elini geri çeker..
“Yani sen bunu içinde
hissediyorsun.. Tamamlanmak için kendini birine vereceksin?”
“Tam olarak tamamlanmak değil, en
azından senin bahsettiğin gibi değil.. Ben kendi yapımda eksik değilim.. Tek başıma
yaşayabilirim, duygusal olarak bir travmaya da girmem.. Hayatımı devam ettirmek
konusunda senden bir farkım yok..”
“Ama?”
Adonis onun dikkatle dinlediğini
fark edince memnun olur, cevaplar
“Ama, özel hayatımda birlikte olduğum kişiye kendimi teslim etmeye
eğilimim var..”
“Fakat bunu isteyerek
yapıyorsun..”
“Evet..”
“Ama efendin sana her şeyi
yapabilir?”
“O da evet.. Ama koşullar hep
farklı, Hayes.. Efendi her şeyi yapabilse de bu onun iyi bir efendi olduğunu
göstermez.. Biraz önce bahsettim, bir efendi slanının sınırlarını bilmeli, ona
uygun davranmalıdır.. Her ilişkide olduğu gibi.. Sen de hayat arkadaşının
sınırlarını bilip ona uygun davranmalısın, değil mi?”
Reese dalgınca başını sallarken
Adonis onun parmaklarına bakar, yüzük görmezken Reese de yakalamış, gülümser
“Daha şans yüzüme gülmedi..”
Adonis başını sallar, bir şey
söylemezken Reese mırıldanır
“Tamam, anlıyorum.. En azından
senin ihtiyacını..”
“Anlıyor musun?”
Reese kaşlarını çatar, Adonis
cevaplar
“Hayes, teoride anlıyor
olabilirsin, ama bu kabinden çıktığında ve ben gerçekten slanın gibi
davrandığımda bunu anlamıyorsun-“
“Çünkü alışkın değilim-“
“Tepkilerini kontrol altında
tutmaya çalış, olur mu? Sen slanlar nasıl hareket eder bilmiyorsun ama
buradakiler biliyor..”
Reese ona bakarken başını yana
eğer, Adonis onaylar
“Hepsi slanlarla, daha doğrusu
onların efendileriyle yakın temaslarda bulunmuş, bazen aylarca efendileri ve
slanları bu gemide tutmuşlar.. Hem bugün Phi’den öğrendim, hem de dün akşam
yemekte davranışları bunu gösterdi..”
“Ne gibi? Bana farklı gelmediler-“
“Bana farklı geldiler.. Bir slan efendisi onu etrafa tanıtmıyorsa,
başkalarıyla paylaşmıyorsa görünmezdir.. Sen bir şey yapmadığın için hiçbiri
bana bakmadı, dokunmadı.. Sen yemek yememe izin verdiğin için Phi bana yemek
verdi..”
Reese ‘oh’larken Adonis başını
sallar, hafifçe gülümser
“Bu akşamki yemekte beni onlara
açarsan konuşurlar-“
“Neden seni açmadığımı düşündüler
ki? Hiç öyle bir niyetim olmasa da-“
“Bunu bilemezler.. Sen benim için
etrafı inceliyor olabilirsin, onların bana iyi davranmayacağını hissetmiş
olabilirsin, ya da beni tanıdığın için benim onları sevmeyeceğimi düşünebilir
veya bilebilirsin.. Kararın ne olursa olsun buna saygı göstermek zorundalar ve
buna uydular.. Sınırlarını bilen bir ekibin içindeyiz, bu güzel..”
Reese onun sınırlarını
bilmeyenlerin arasında da kalıp kalmadığını merak ederken Adonis hala
konuşuyordur, ekler
“Buradakiler biraz daha gevşek
insanlar, belli.. Senin hataların dikkatlerini çok da çekmeyecektir, büyükler
dışında tabii..”
“Sen çökünce zıplamak gibi..”
Adonis gülümser, ‘gibi’ derken Reese sorar
“Neden yere çöküyorsunuz?”
Adonis bakışlarını onun gözlerine
çevirir, cevabını düşünürken bir süre sonra mırıldanır
“Sadece ikimiz olduğunda, başbaşa
olduğumuzda bu çok özel bir andır.. Sana olan inancım, güvenim, teslimiyetim..
Bunu sana hatırlatırım, tekrar tekrar gösteririm, elindekini görürsün, beni
eline alıp istediğin gibi şekillendirebilirsin..”
Reese ona bakıyor, dudaklarının
aralandığını fark ederken kapatır, Adonis ise onun omzunun gerisine bakıyor,
devam eder
“Bazen efendimizin efendi olduğunu
göstermesi gerekir.. Bazen içinde bulunduğumuz topluluğun slan kuralları bunu
getirir.. Bazense ona kim olduğunu hatırlatmak gerekir.. İyi bir efendi neden
çöktüğümüzü bilir, nasıl o duygulara girdiğimizi anlar..”
Ve ona döner, bir süre onu
izlerken sonrasında konuşur
“Ama en önemlisi Hayes, yere
çökmek bunu isteyerek yaptığımızda bir mana kazanır.. Şimdiye kadar çok kişinin
önünde yere çöktüm ama sadece birkaç tanesinde bu benim için manalıydı..”
Reese başını sallar, sonra sorar
“Kaç sahibin oldu?”
“Çok.. Şu anda durduğum yer sana
tüm hayatım öyle geçmiş gibi bir imaj sergiletmesin, şanslı bir slan
değildim..”
“Nasıl bu noktaya geldin?”
Adonis omuzlarını silker, başını
diğer tarafa çevirerek cevaplar
“Çalışarak.. Ama konu ben değilim
Hayes, sensin.. En azından bir aktarma istasyonuna gidene kadar tepkilerini
kontrol edebilmelisin, tamam mı? Ben bana düşeni yapacağım, onun dışında senin
bir şey yapmana gerek yok, sadece irkilme ve ben bir şey yaptığımda şaşırma
yeter..”
Reese başını sallar, deneyeceğini
söylerken Adonis memnun olur, yataktan kalkarak konuşur
“Evet, artık odadan çıkabilirsin..
Marr’la konuşup rotamızı öğren, ayrıca emirlerin kalkıp kalkmadığını da
öğrenmeye çalış, Galaktik Net Bağlantısı’nın kapanması iyi bir haber değil..”
“Belki açılmıştır?”
“Belki..”
Ve kapıyı açar, ona yolu
gösterirken Reese kalkıyor, sorar
“Kim slan, kim efendi?”
Adonis önüne gelen adama gülümser,
cevaplar
“Belki de hak etmeniz gerekir efendim..”
Ve öne düşer, çıkarken Reese gülümseyerek onu
takip eder, kapı arkalarından kapanır..
Reese geminin oturma lobisine
geldiğinde şimdiye kadar bulunduğu uzay gemilerinden farklı olarak neredeyse
bir evi andıran bir dekor bulurken Adonis ensesinde, usulca konuşur
“Bu düşük seviyeli bir kargo
gemisi, herkesin özel kamarası yok, yaşama alanları ortada..”
Reese başını sallar, ikisi
kanepelerin orada televizyon izleyen Phi ve Les’e giderlerken Les onları
görünce Reese’e doğru ‘hey’ler, Reese
de başını sallarken sorar
“Marr nerede?”
“Vester’la konuşuyor, bekleyiş
sırasında bebeği yağlıyorlar..”
Reese bunu anlamış gibi başını
sallarken Phi güler, cevaplar
“Dümdüz gidin, iki koridor sonra
sağa sapın.. Bağırışlar sizi korkutmasın..”
Reese bunu anlar ve genç kıza
gülümser, Phi kıpkırmızı kesilirken Reese de hafifçe genzini temizleyerek önüne
döner ve yürür, Adonis’in de peşinden geldiğini duyarken slanı arkasında, ilk
koridoru geçince mırıldanır
“Farkında değilsen Phi sana karşı
platonik duygular besliyor-“
“Farkındayım, inan..”
Adonis gülümser, sadece
söylediğini mırıldanırken Reese gözlerini devirerek diğer koridoru da geçer,
sonra sağa sapar..
“Ben bebeğimi pırıl pırıl
istiyorum Vester!”
“Ben de öyle istiyorum ama şimdi
altını değiştirirsek 1 hafta götü açık gezmesi gerekiyor!”
Reese kaşlarını çatar, açık kapıyı
vururken içerideki ikili ‘ne var!’
diyerek onlara döner, Reese gerileyerek Adonis’e dayanırken sarı kızıl saçları
olan adam sorar
“Bunlar kim!?”
Marr gözlerini devirir, eliyle
büyük bir daire çizerek iki grubu da sözde birbirine bağlar, cevaplar
“Reese Hayes ve slanı.. Reese,
Silvester, geminin teknik uzmanı..”
Reese memnun olduğunu
belirtircesine başını sallar, ama pek de memnun olmamış, Adonis’i bu adama
tanıtmak istemezken o an yeşil gözlü slanın neden bahsettiğini anlamış gibi
olur, gözlerini kırpıştırırken Marr sorar
“Evet? Gezintiye mi çıktınız, bir
şey mi var?”
Reese bununla başını sallar,
cevaplar
“Seni görmek istiyordum,
konuşabilir miyiz?”
Marr başını sallar, sonra dönerek
Silvester’a parmağını kaldırırken teknik uzman ona dişlerini gösterir, Marr
dönerek diğer ikisini takip eder, yürümeye devam ederken sorar
“Evet, mesele nedir?”
“Adonis sabah nete bağlanmaya
çalışmış, kapalıymış, açıldı mı?”
“Pek değil, federasyona
ulaşabiliyoruz ama iç iletişim hala kapalı-“
“İç iletişim mi kapalı? Nasıl kapalı?”
Marr kaşlarını çatarak ona
dönerken sorar
“Olanlardan haberin yok galiba,
savaş çıktı Reese, herkes birbirine saldırıyor.. Tam olarak savaş çıkmadı
gerçi, kimse bir şey ilan etmedi ama çıkması yakındır.. Dün 3 galaksiport daha
patladı, ulaşım noktalarını sabote ediyorlar..”
Reese bir an panikle dolmadan
edemezken konuşur
“Kimse o porttan kaçtığımı
bilmiyor-“
“Ve öyle kalsa da iyi olur-“
“Ben isimsiz değilim! Öldüğümde
dağılacak bir zincir var!”
Marr ellerini kaldırır, sakin
olmasını söylerken Adonis’e bir bakış atar ama yeşil gözlü adam bir şey
yapmamaya devam ettiğinde Marr tekrar efendiye dönerek konuşur
“Sakin ol.. Radarları uyandırmayacak
bir hızda ilerliyoruz, tamamen stop etmiş değiliz.. Belki bir gezegen buluruz,
oraya ineriz.. Bulunduğumuz yerdeki tüm portları yok ettiler Hayes ve inan bana
kaptan frekansından geçen haberler pek de iç açıcı değil.. Şu anda önceliğin
hisselerin değil, kıymetli kıçını kondurabileceğimiz bir gezegen bulmak, tamam
mı?”
Reese’in göğsü bununla inerken
Marr’ın ifadesi de biraz yumuşar, mavi gözlü adam ona bakarak devam eder
“Artık benim sorumluluğumdasınız,
ikiniz de.. İkinizi de güvenli bir yere götüreceğim, tamam mı? Ama sizin de
bana güvenmeniz gerekiyor, bu geminin kaptanı benim, uzayı sizden daha iyi
bildiğim de kesin.. Tamam mı Hayes?”
Reese başını sallar, sonra
parmağını kaldırarak konuşur
“Mesaj iletebileceğin bir boşluk
bulursan-“
“Tamam.. İkinizi gemiye aldığımı
zaten kayıtlara geçirdim, birisi galaksi çapında araştırma yaparsa seni
görecektir.. O kadar önemliysen öldüğünü kesinleştirmek için her yere bakmaları
gerekiyor, değil mi? Problem etme..”
Reese bununla tekrar başını
sallar, Marr onun omzuna vurup onu geçer ve işi her neyse ona giderken Reese de
dönerek Adonis’e bakar..
İkisi oturma lobisine
dönüyorlarken Reese sessiz, sorar
“Benim telefonum nerede?”
“Odada, çekmeceye bıraktım..
Neden?”
“Biraz onunla uğraşayım,
okuyacağım dosyalar vardı, en azından işler hazır olsun..”
Adonis başını sallar, Reese onu
geçerek diğer ikisinin önünden giderken sonra hatırlamış, dönerek konuşur
“Les, Phi.. Ben biraz
çalışacağım..”
Les ‘peki?’ derken Phi gülümseyerek başını sallar, Reese ise kendini
aptal durumuna düşürmeden Adonis’i nasıl tanıtacağını bilemezken elini slanın
tarafına sallar, konuşur
“Adonis de burada takılır.. Değil
mi?”
Adonis yüzünde hafif bir gülümseme
ile onaylarken Reese onun onunla eğlendiğini biliyor, yüzüne ateş basarak
döner, gider, Adonis ise efendisi gittikten sonra diğer ikisine döndüğünde Phi
kanepede kayarak Les’i ittirirken diğer adam gözlerini devirir, yana kayar..
Reese üzerini örten bir şeyle
birlikte dönerken yavaşça gözlerini açar, üzerindeki örtüyü fark ettiğinde yavaşça
doğrulurken koyu kahverengi örtü üzerinden düşer, Reese yerde oturmuş, sırtı
yatağa dayalı adamın kafasına bakarken sorar
“Takıldığını sanıyordum..”
Adonis bununla kitabını kapatır,
başını geriye çevirerek ona bakarken cevaplar
“Takıldım.. Ama gece oldu.. Phi
sana yemek ayırdı, getireyim mi?”
Reese saate baktığında nasıl bu
kadar uyuduğunu anlayamaz, tekrar ona dönerek konuşur
“Ben alırım-“
“Ben getirsem daha iyi olur..”
Ve kalkar, o daha bir şey
diyemeden çıkıp giderken Reese arkasından ‘slan’
diye mırıldanarak tekrar yatağa düşer, tavana bakar..
Adonis tepsiyle içeri girerken
konuşur
“Duş alacağım.. Bitirdiğinde
tepsiyi götürme Hayes.”
Reese ona bir bakış atar, Adonis
tepsiyi onun önüne bırakıp atletini çıkartır, yürüyerek banyoya giderken Reese
onun sırtına, kaslarına bakıyordur, sonra ayılarak döner ve yemeği incelerken
açık kapıya doğru sorar
“Mükemmel Adonis nedir, hala
söylemedin.. Tahmin etmem mi gerekiyor?”
İçeriden keyifli bir gülüş
gelirken Reese pantolonun da düştüğünü duyar, birkaç saniye sonra suyun sesi
duyulurken Adonis cevaplar
“Tahmin etmenin çok da zor
olduğunu sanmıyorum.. Ama konuşmayı pek sevdiğim bir konu değil-“
“Efendin olarak emredersem ne
olacak?”
Duşun altından bir kahkaha
duyulurken Reese de gülümser ve yemeye devam eder, bitmeye yakınken Adonis
sadece elinde pantolonla içeri girdiğinde yemek yanlış boruya girer, Adonis
irkilerek ona dönerken Reese öksürüyor, önüne döner..
Birkaç öksürük, Adonis hala
çıplakken dudaklarının önüne bir bardak uzatılır, Reese ona bakmadan alır ve
dikerken Adonis geri çekiliyor, konuşur
“Başka havlu takımı yok, kabin tek
kişilik, daha önce görmediğin bir manzara olduğunu düşünmemiştim-“ Reese
bardağı indiriyor, yüzü öksürmekten
kızarmış, cevaplar
“Bunu mu!? Hiç aynaya baktın mı
sen?”
Adonis bunun üzerine döner ve öbür
tarafa bakarken Reese de özür dileyerek dikleşir, Adonis ona dönerek devam eder
“Sorunun cevabını almış
olmalısın..”
Ve yataktan uzaklaşır, yürüyüş
sonrası kurumuş tenine çamaşırını ve pantolonunu geçirirken Reese aptal gibi
hissediyor, sorar
“Görünüşün yüzünden mi?”
Adonis ellerini iki yana açarken
ona döner, soruyu soruyla cevaplar
“Bunun-“ eliyle kendini gösterir,
devam eder
“Her istediğini yaptığını düşün
Hayes, istersen dizleri üzerinde, istersen bir yere bağlı, ister altında, ister
üstünde..”
Reese ona bakmak dışında bir şey
yapamazken Adonis de ona bakıyor, devam eder
“Aptal değilim, yakışıklı
olduğumun farkındayım.. Beni gören ve hormonları çalışan her canlı benimle bir
şeyler yapmak istiyor.. Başka birinin sahibim olması arzuyu daha da
arttırıyor.. Adonis’in kim olduğunu biliyor musun?”
Reese başını iki yana sallar,
Adonis kollarını kaldırarak atletini giyerken Reese onun hareket eden,
birbirine geçen, açılan ve kapanan kaslarını izler, Adonis cevaplar
“Adonis mükemmel insandır..
Mükemmel erkektir, güzelliği, zekası, her şeyi tanrılar için yaratılmıştır..
Evrendeki tek Adonis isimli slan ben değilim, fantezi için uygun bir isim-“
“Ama mükemmel olan bir tek
sensin.. Fark nerede?”
“Çünkü kafam diğerlerinden daha
iyi.. Hizmetim kusursuzdur, kırıldığım, işlevsiz kaldığım zamanlar sayılıdır,
onlar da kötü efendilerin elinde olmuştur.. Ki inan, köle olduğum zamanlar bile
kimse bana bir şey diyemezdi..”
Reese onun neden sinirlendiğini
bilmiyor, bakışlarını kaçırarak tepsisine dönerken birkaç dakika sessizlikle
geçer, Adonis banyoya geri girip makineleri açar ve kapatır, Reese o tekrar
odaya girdiğinde konuşur
“Özür dilerim.. Burnumu bana ait
olmayan yerlere sokmak gibi bir huyum var-“
“O zaman problem değil, nasılsa
bana dair her şey sana ait..”
Ve boş tepsiyi onun önünden alır,
dönüp odadan çıkarken Reese sessiz, yutkunur..
Reese o dönmeden ışıkları kapatıp
yatağa girmiş, kendi tarafına dönerek onun gelmesini beklemişken Adonis odaya
girdiğinde bir şey söylemeden ilerleyip yatağa girer, Reese arkasındaki adamın
hareketsiz bir şekilde sırt üstü yatmasını dinlerken bir süre sonra Adonis
konuşur
“Özür dilerim..”
Reese kaşlarını çatar, bir şey
söylemezken Adonis bazen derin, bazen sert, bazen alevli ama her zaman ona has
derecede şık sesiyle devam eder
“Bu konu hassas olduğum bir konu..
Beni sırf bu yayılmış ‘Mükemmel Adonis’
lafı yüzünden isteyen bir kitle var ve bu hoşuma gitmiyor.. Ben mükemmel
değilim, evet çok iyiyim, ama mükemmel değilim..”
Reese onun hissettiklerini
biliyor, aynısını farklı şekillerde kendisi de yaşıyorken Adonis usul,
mırıldanır
“Ama bir gün mükemmel olacağım
efendiyi ben de bekliyorum..”
Reese karşısındaki karanlığa
bakıyor, onun o her kimse onu bulmasını dilerken bir süre sonra Adonis’in
nefesleri düzgün aralıklarla çıkmaya başlar, Reese de gevşer..
“Uyanın hanımlar!”
Reese kapının yumruklanmasıyla
irkilerek uyanırken bir anda yatağa giren sıcaklıkla başını oraya çevirir,
Adonis onun yanına, fazla yanına
girerken mırıldanır
“Girmesini söyle-“ Reese makine, ‘gir’ derken Marr içeri giriyor, onlara
bir bakış atarak konuşur
“Uyanın güzellerim, inişe
geçiyoruz..”
Reese dirsekleri üzerinde
dikleşirken ‘nasıl?’ diye sorar, Marr cevaplar
“Yakıtımız azalıyordu, yakında da
bir iş ve bir gezegen bulduk, galaktik kule izin verdi, iniyoruz..”
“Nereye?”
“Lachen.. Hafif sıcaktır ama
iyidir-“ Reese yanındaki adamın kasıldığını hissederken başını sallar, Marr
çıkarken konuşur
“15 dakika sonra ineriz, oradan
portlara geçebilirsiniz..”
Ve çıkar, kapı arkasından
kapanırken Reese yanına dönerek sorar
“Problem?”
Adonis yüzünde korkuya benzer bir
ifade, ona dönerken cevaplar
“Problem olmayan tarafı yok,
inan..”
Reese kaşlarını çatar, Adonis
örtüleri itip kalkarken Reese de onu takip eder..
“Marr!”
Reese onun peşinden gidiyorken
Adonis 5 dakikadır önde ilerliyordur, Marr ona dönerken kaşlarını kaldırır,
Adonis sorar
“Sizinle kalmamızın imkanı yok mu?
Sonraki gezegende ineriz?”
Marr cıklar, elleri belinde,
onları izleyerek cevaplar
“Gemide gemi ekibinden olmayan
insan olduğu kayıtlarda, olağanüstü hal gereği sizi ilk vardığımız gezegene
indirmek zorundayım.. Güvenli bir yere bırakacağımı söylemiştim, problem
nedir?”
Adonis iç çeker, ona bakarak
cevaplar
“Olay güvenlik değil, Lachen’in
güvenli olduğunu ben de biliyorum ama efendim oradan pek hoşlanmıyor..”
Reese pek hoşlanmamış bir ifade
takınırken Marr omuzlarını silker, konuşur
“O zaman geçinmeyi öğrenmek
zorunda.. Ben işimi yapıyorum, Federasyon’a ters düşmeyi sevmem, adamları
sevmesem de..”
Adonis başını sallar, bir şey söylemezken Marr devam eder
“Hem, en azından slansever bir
gezegen, sana kötü davranmazlar..”
Adonis sessizliğini korumaya devam ederken Zoe konuşur
“Kaptan, atmosfere 2 dakika..”
Marr bununla tekrar makinelere
dönerken Adonis kokpitten çıkar, koridorda ilerlerken Reese arkasından
ilerliyor, onu kolundan tutup hastahane koridoruna sokarken içerisi boş, Reese
sorar
“Neden Lachen’den hoşlanmıyorsun?
Ne var?”
Adonis derin bir nefes alırken bir
sağa bir sola bakıyordur, Reese uzanarak ellerini onun omuzlarına koyar, bu
Adonis’i hareketsiz kılarken yeşil gözler ona döner, Reese konuşur
“Sakinleş.. Nefes al..”
Adonis derin bir nefes alır, sonra
yavaşça bırakırken nefesi gittiğinde tekrar Adonis
olmuş, yavaşça omuzlarını oynatır, Reese ellerini çekerken genç adam cevaplar
“Lachen bir slan gezegenidir..”
“Onu anladım, sana iyi
davranacaklarmış-“
“Evet.. Sana da iyi davranacaklar,
endişen olmasın..”
“Ee?”
Adonis dik dik ona bakıyor, devam
eder
“Lachen çok, çok eski bir slan gezegenidir.. Slanlık kutsaldır, hayatın her
noktasına dağılmıştır.. Aksi davranışlar cezalandırılır, bunun rolünü yapmanın
cezasını düşünemiyorum..”
Reese kaşlarını çatarken ona
bakıyor, sorar
“O ne demek?”
“Seninle aramızdakinin gerçek
olmadığını öğrenirlerse ikimiz de öldük demek.. Acı verici şekillerde..”
“Gerçekten?”
“Gerçekten..”
Reese ‘oh’layarak koridorun diğer duvarına dayanırken Adonis onu izliyor,
devam eder
“Hayes bu çok ciddi bir şey.. Her
an, her saniye gerçekten efendi olman gerekiyor-“
“Odamızda kalsak olmuyor mu-“
“Olmaz.. Herkesin her gün yapması
gereken şeyler var, olmaz..”
Reese yutkunurken ona bakıyor,
sorar
“Yeni bir efendi olduğumu
söyleriz, daha acemi deriz-“
“Diyebiliriz, ama anlamıyorsun, beni aldın.. Herkes beni alamaz.. Hele ki
Lachen’dekiler beni biliyorlarken-“
“Nereden biliyorlar?”
Adonis kelimelerini toparlarken
Reese onların bu adamı kullanmış olabilmeleri fikrinden hoşlanmamıştır, Adonis
cevaplar
“Efendilerimden biriyle orada
kalmıştım.. Festival zamanlarından birindeydik, Lachen sosyetesi beni tanıyor
diyelim-“
“Seni tanımayan bir gezegen var
mı?”
“Slan dünyasında? Hayır.. Ama ben yakınen tanımaktan bahsediyorum.. Orada
bir sürü göz üzerinde olacak..”
Reese omuzları çökerek ona
bakarken Adonis içten, konuşur
“Kaçmaya çalıştım, gerçekten-“
“Gördüm, gördüm.. Seni
suçlamıyorum, kimseyi suçlamıyorum.. Marr da işini yapıyor..”
Adonis bir şey söylemez, Reese
derin bir nefes alırken gemi sarsılarak yere konar, Adonis fısıldar
“Hayes, bu yılların deneyimini,
eğitimini gerektiren bir şey.. Senin için çok zor olacak, olabildiğince sana
yardım edeceğim ama bana güvenmen gerekiyor.. Odamıza kavuştuğumuz anda sana
yol göstermeye çalışacağım ama lütfen, lütfen
o zamana kadar ne görürsen gör sakin olmaya çalış..”
Reese ona bakarken Adonis uzanarak
onun elini kavrar, Reese onun teninin ılık sıcaklığına bakışlarını indirirken
Adonis ona yaklaşır, bir an nefesleri karışırken Reese başı dönüyor gibi
hissediyor, başını kaldırırken Adonis fısıldar
“Takım olmamız gerekiyor.. Gerçek
bir efendi ve slan gibi.. Önce birbirimize güvenmemiz gerekiyor.. Efendi gibi
davranmak şu anda senin için yabancı, biliyorum.. Ama beni en azından arkadaşın
olarak görmeye çalış, olur mu?”
Reese bunun üzerine gülmeden
edemezken Adonis kaşlarını çatar, büyük adam cevaplar
“Adonis, zaten arkadaş olduk..
Yani, ben öyle görüyorum..”
Adonis bunun üzerine hafifçe
gülümser, memnun olduğu yüzünden belli olurken bir yerlerde birileri onların
adını bağırır, Adonis geri çekilerek ona yol gösterirken Reese öne düşer..
Kapılar açıldığında Reese bir an
sarıdan başka bir şey göremezken elini gözlerine kaldırır, Adonis’in arkasında
durduğunu hissederken Marr bir makineye bilgi girip çıkıyordur, yanlarına
gelerek konuşur
“Evet, çıkış işlemlerinizi de
bitirdim, artık Lachen’in sorumluluğundasınız.. Alın, bu kartım, ne olur ne
olmaz..”
Reese teşekkür ederek kartı
alırken Adonis onun parmaklarına uzanarak kağıdı alır, elindeki telefona
geçirirken Phi oraya koşturur, elindeki minik kutuyu Reese’e uzatırken
gülümseyerek konuşur
“Bizden anı Bay Hayes,-“ Reese
gülümseyerek teşekkür eder, minik hediyeyi alıp genç kıza sarılırken Phi
kıpkırmızı kesilerek ona sarılır, Marr ise Reese’e gülümserken Reese geri
çekilip konuşur
“Teşekkür ederim Josephine, bunu
saklayacağım.. Synan’a gelirseniz beni arayın, olur mu?”
Phi başını sallar, at kuyruğu
sallanırken genç kız dönerek Adonis’e bakar, Adonis de ona dönerken Reese
başını sallar, Phi genç adama atılıp ona da sarılırken Zoe gelmiş, onlara
birkaç kağıt uzatarak konuşur
“Bay Hayes, bunlar Lachen’in
gündeminden son birkaç madde, bu Lachen haritası, bu da kalabileceğiniz
yerlerin listesi.. Sisteme bağlanamayacağınız için bastırmayı uygun gördüm..”
Reese minnetle ona bakar,
gülümserken Zoe de gülümser, Les konuşur
“Bol şans.. Başınız sıkışırsa
arayın, yeni bir 20.000’e hayır demeyiz..”
Reese gülerek başını iki yana
sallarken Marr dikkatli olmalarını söyler, efendi ve slan aşağı inmeye
başlarken Adonis derin bir nefes alır..
∞ ∞ ∞